anasayfa
iletişim
twitter'da ben
rss besleme

Azıcık “Lost”alım

admin: 4 March 2009 | kategori: Yakaladım | 6 yorum var

Lost’un 5. sezonu devam ediyor ve bazı sorularımız cevaplanırken kalan soruların yanına cevaplananların 5 katı kadar soru ekleniyor. Karışık bir cümle oldu ama “Lost” doğuştan karışık.

İlk olarak bahsetmek istediğim konu: Ajira Airways. Adadan ayrılanların tekrar adaya dönebilmeleri için binmeleri gereken 316 sefer sayılı uçağın bulunduğu firma. Normal kişilere, Lost kolik olmayanlar demek istiyorum, basit bir senaryo geçişi olarak gelebilir ama bana hiçte öyle gelmedi ve araştırmaya başladım. Çok zaman geçmeden Ajira Airways‘in internet sitesini buldum. Her zaman girdiğim sitelerde yaptığım gibi kaynak kodlarını incelemeye başladım ve anasayfada’nın kaynağında yer alan yorum parçası olarak bırakılmış bir HEXADECIMAL kod gözüme çarptı. Lost’un senaristlerinin ne kadar geniş düşündüğünü hatırlayarak bu kodu ASCII koduna dönüştürmeyi denedim. Çok zor bir işlem olmadığı için hemen hallettim ve karşılık olarak gelen metni görünce çok şaşırdım.

HEX: 46 6f 72 20 47 6f 64 20 73 6f 20 6c 6f 76 65 64 20 74 68 65 20 77 6f 72 6c 64 20 74 68 61 74 20 68 65 20 67 61 76 65 20 68 69 73 20 6f 6e 65 20 61 6e 64 20 6f 6e 6c 79 20 53 6f 6e 2c 20 74 68 61 74 20 77 68 6f 65 76 65 72 20 62 65 6c 69 65 76 65 73 20 69 6e 20 68 69 6d 20 73 68 61 6c 6c 20 6e 6f 74 20 70 65 72 69 73 68 20 62 75 74 20 68 61 76 65 20 65 74 65 72 6e 61 6c 20 6c 69 66 65 2e

ASCII: For God so loved the world that he gave his one and only Son’ that whoever believes in him shall not perish but have eternal life

ASCII(TR): Çünkü Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlu’nu verdi. Öyle ki, O’na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, hepsi sonsuz yaşama kavuşsun

Sizin de farkettiğiniz gibi dildeki yoğunluk ancak bir kutsal kitapta olabilir. Tekrar Google’a başvurarak bu metnin İncilden bir bölüm olduğunu farkettim. Ancak öyle sıradan bir bölüm değil bu. John 3:16 tabir edilen Yuhanna 3 adlı bölümün 16 cümlesi ki bu Hristiyanların en iyi bildiği bölümlerden biriymiş. Gördüğünüz gibi John bay Locke’u, 3:16 ise uçağın sefer sayısını işaret ediyor.

Benim anladığım kadarıyla diğerlerinin adaya geri dönmeleri ve kötü duruma düşmemeleri için John’un kendini feda etmesinden bahsediyor ki zaten Christian Shephart John adayı terkederken “That’s Why They Call It A Sacrifice” diyerek bazı fedakarlıklar yapması gerektiğini söylemişti.

Bununla da kalmıyor. Siteye iyice incelediğimde sabit değişmezlerin olduğunu gördüm. Bunlardan biri 316 sefer sayılı uçuşun dışındaki uçuşlardı ve bunlar 613 – 9:30am, 334 – 10:30am, 622 – 2:30pm, 136 – 4:45pm sayılı uçuşlar. Bunlardan yola çıkaran söz konusu olabilecek İncil bölümlerini internetten araştırdım ve şu metinleri elde ettim.

Yuhanna 6:13 Onlar da topladılar. Yedikleri beş arpa ekmeğinden artakalan parçalarla on iki sepet doldurdular.

Yuhanna 3:34Tanrı’nın gönderdiği kişi Tanrı’nın sözlerini söyler. Çünkü Tanrı, Ruh’u ölçüyle vermez.

Yuhanna 6:22Ertesi gün, gölün karşı yakasında kalan halk, önceden orada sadece bir tek tekne bulunduğunu, İsa’nın kendi öğrencileriyle birlikte bu tekneye binmediğini, öğrencilerinin yalnız gittiklerini anladı.

Yuhanna 1:36Oradan geçen İsa’ya bakarak, ‹‹İşte Tanrı Kuzusu!›› dedi.

Dizide işlenen konuya ne kadar çok benzediğini görmezden gelmek mümkün değil. Örneğin, 6:13′de toplanıp uçakla seyahat eden 12 kişiden bahsediliyor. Aydınlatamadığım birkaç şey kalmadı değil. Mesela seferlerin saatleri, sabit ücret olarak gösterilen $87 ve anasayfada yer alan ve hep aynı şeyi gösteren hava durumu. Acaba diyorum en sevdiğimiz sayılar olan 4 8 15 16 23 42‘lere kardeşler mi geliyor. Eğer bu metinlerden ve sayılardan birşey çıkarırsanız yorum yazın da biz de öğrenelim.

Daha bitmedi. Diğer sayfalarıda incelediğimde gizlenen birçok şeyle karşılaştım. Bunlardan biri de “Flights” sayfasında yer alan başka bir HEXADECIMAL kod oldu.

HEX 53 6f 20 6f 66 66 20 74 68 65 79 20 73 74 61 72 74 65 64 20 61 62 6f 75 74 20 49 72 69 73 68 20 73 70 6f 72 74 20 61 6e 64 20 73 68 6f 6e 65 65 6e 20 67 61 6d 65 73 20 74 68 65 20 6c 69 6b 65 20 6f 66 20 6c 61 77 6e 20 74 65 6e 6e 69 73 20 61 6e 64 20 61 62 6f 75 74 20 68 75 72 6c 65 79 20 61 6e 64 20 70 75 74 74 69 6e 67 20 74 68 65 20 73 74 6f 6e 65 20 61 6e 64 20 72 61 63 79 20 6f 66 20 74 68 65 20 73 6f 69 6c 20 61 6e 64 20 62 75 69 6c 64 69 6e 67 20 75 70 20 61 20 6e 61 74 69 6f 6e 20 6f 6e 63 65 20 61 67 61 69 6e 20 61 6e 64 20 61 6c 6c 20 6f 66 20 74 68 61 74 2e

ASCII So off they started about Irish sport and shoneen games the like of lawn tennis and about hurley and putting the stone and racy of the soil and building up a nation once again and all of that.

Kısa bir Google’lamayla bu metnin James Joyce, Jeri Johnson” tarafından düzenlenen “Ulysess” adlı kitabın 303. sayfasından bir parça olduğunu gördüm ki bu kitap 1056 sayfa.

Diğer sayfalarda ise kodlanmamış olarak aşağıdaki metinler yer alıyordu. “Destination Destiny” sayfasında “PINEAPPLES IN HAWAII”, “Ajire Adventures” sayfasında “SUPERSONIC IS COMMERCIAL THIRTY TILL MERIDIAN”, “About” sayfasında da “WHERE AMERICA’S DAY BEGINS.”

Bir de “Destination” sayfasında yer alan örnek bilet var tabi ki. Ve bilette yazan kısaltamaların da bir anlamı var. Diğer sayılarıda siz çözün.

LAX= Los Angeles, ABD
HND- Tokoyo Haneda Havaalanı, Tokyo
GLA= Büyük Britanya
BWU= Bankstown, Avustralya
GUM= A B Won Havaalanı, Guam
PEK= Peking Havaalanı, Pekin, Çin
GMP= Gimpo Domestic Havaalanı, Güney Kore

Neyse benden bu kadar. Sabah sabah çok uçtum, görüşmek üzere,“get lost”

etiketler: , , , , , , , , ,

Lost’un 5. sezonuna geri sayım

admin: 21 January 2009 | kategori: Günlüğüm | yorum yok

Aylardır, hatta az daha sıksak yıllardır diyebileceğimiz bir süre, Lost’un 5. sezonunun başlamasını bekledik en azından ben bekledim. Beklenen gün geldi çattı yeni sezona saatler kaldı. Bir dizi ne kadar uzarsa seyirci sayısı ve diziye gösterilen ilgi aynı oranda azalır ama bu galiba benim için geçerli değil zira aylardır bugünü bekliyorum.

Geçen sezonun sonunda olan acayip olaylar, beklenmedin flash-forwardlar yeni sezonun ne kadar heyecanlı ve açıklayıcı olacağı konusunda ipuçları vermişti. Ada ‘büyük bir vanayı çevirmekle’ ortadan kaybolmuştu, bazıları kurtulmuştu, John Locke tabuttaydı, herkes birbirinin kardeşi çıkmıştı, gemiler patlamıştı ve adaya dönmeleri gerektiği dile getirilmişti.

Yeni sezonun ‘Sneak Peek‘ini izlerken daha çok adaya dönme çabalarının anlatıldığını gördüm ama umarım bütün sezon sadece bu konuya yönelmez.

Eee hadi bakalım geri sayalım. 959dk.. 958dk.. 957dk..

etiketler: , , , , ,

Bakın ne buldum!

admin: 3 October 2008 | kategori: Yakaladım | 3 yorum var

Birçok kişi gibi benim de dahil olduğum Lost fanatikliğini yeni sezonu başlayıncaya kadar dindirmesi için Smallville adlı diziyi izlemeye başladım. Smallville Süpermen‘in süpermen olmadan önceki hayatını anlatıyor yani yeteneklerinin nasıl farkına varmaya başladığını. Bu dizi 2001 yılında başlamıştı yani Lost’tan 3 sene önce ve günümüze kadar devam etti. Buraya kadar herşey normal ama Smallville’i izlerken 1. Sezon 13. bölümde beni çok şaşırtan bir sahne ile karşılaştım. Lost’un Evangeline Lilly‘si bu bölümde 5-10 saniyeliğine figüran olarak karşımıza çıkıyor. Belki sizi o kadar da şaşırtmamış olabilir ama bir Lost fanatiği olarak Kate‘i figüran olarak görmek beni şok etti. Güzel kızımız Losttan önce normal bir figürandan başka birşey değilmiş. Eee kaderin ne göstereceği belli olmaz.

(Smallville 1.Sezon, 13.Bölüm 16:57-17:10)

Sahne Görünütüsü 123

etiketler: , , , , , , , ,

Resmen üniversite öğrencisi oldum

admin: 4 September 2008 | kategori: Günlüğüm | 4 yorum var

Dikkat: Bu yazı Üniversite kayıt sürecimden bahsetmekte ve uzun bir günü anlattığı için uzun bir yazı olmaktadır. Okuyanlara şimdiden teşekkürler.

Yerleştirme sonuçları açıklandıktan sonra hem üzgün hemde çok mutlu olmuştum. Bunun nedeni hatalı tercih sayılabilir. 19. tercihime kadar ölü tercih tabir edilen bölümleri yazmıştım yani tutması imkansız yada çok zor olan bölümler. Bunlar arasında Bilgisayar Mühendisliği, İstatistik gibi bilgisayara dayalı bölümlerde vardı. Hep istediğim ancak kazanmak için 1 sene daha dershaneye gidemiyeceğim bölümlerdi. Bende gidebileceğim şehirlerdeki Fizik, Jeoloji, Jeofizik ve Astronomi bölümlerini puanlarına göre sıraladım ve ölü tercihlerin sonuna ekledim. Benim esas olarak beklediğim 20. tercihimdi en iyi ihtimalle, 19. tercih olabilir diye düşündüm. Buna dayanarak 22 tane bölüm yazdım ve en son olarakta Bursa Uludağ Üniversitesi Fizik Bölümünü 16. sıraya yerleştirerek 23‘e tamamladım. Sonuçlar açıklandığında keşke yapmaz olaydım dedim ancak dün Üniversiteye gidip ilk izlenimlerimi edinince azda olsa bu sözü geri aldım.

Yolculuğu otobüsle yaptım ve gerçekten çok yorucuydu. İzmir – Bursa yani gidiş 5buçuk saat sürdü ancak dönüş yani Bursa – İzmir 4buçuk saat sürdü. Neredeyse yarım günüm otobüste oturmakla geçti. İşimi şansa bırakmamak için kayıtların başlamasına 3 saat kalaya denk gelecek şekilde bilet almıştım ancak kayıtlardan tam 4 saat önce kampüse vardım.

Fen-Edebiyattan önce Eğitim fakültesi kayıtları yapılıyordu ve kilometrelerce diye tasvir edebileceğim bir kuyruk vardı ki bence bunun %60′ına yakını veliydi. Ancak acayip bir şekilde tüm bu kuyruk 2 saatte yani vaad ettiklerinden 1 saat önce bitti. Bunun üzerine bizim kayıtların başlamasına 2 saatlik bir süre kaldı bunu değerlendirmek için kalabalıkta gölge bir ağaç altı bulana kadar dolaştım ve sonunda havuz kenarında bir tane bulup acayip acayip anchorman edesıyla konuşan kişiyi yaklaşık 1 saat boyunca dinledim. Bir de üstüne üstlük acayip bir müzik yayını yapılıyordu :) Neyse gideyim bir icetea içeyip diyerek büfe tarzı bi yerde oturup icetea mı içtim. Sonra ağaç gölgeme geri dönmeye karar verdim, iyi böyle bir karar almışım, kuyruk 1 saat önceden oluşmaya başlamış. Direk kuyruğun sonuna dikildim ve 1 saat etrafımdakileri kesmekle meşgul oldum. Bu kesme eylemi kötü niyetli değildi bölümümden yada memleketimden kişileri aramak içindi yanlış anlamayın=) Neyse gerçekten de dedikleri gibi super-fast olarak globalize edebileciğim bir kayıt işlemini geride bırakıp öğrenci toplulukları, spor aktiviteleri, yurt ve diğer kayıt işlemleri için bilgi veren standlarda dolaştım.

Öğrenci toplulukları standına bir etkinlik için kayıt olmaya gitmeden önce dağıttıkları broşürü edinip kendim için en uygun olan ‘Dağcılık ve doğa sporları’na karar verdim. Sonra kayıt standına gidip yetkili kişiyet işlemleri nasıl yapmam gerektiğini sordum. Yetkili kişiler birden bir aksiyon silsilesine girip kendi topluluklarını tanıtmaya çalıştılar ve broşürün arkasında resmi olan kişide gelip sen en iyi Raftingi seç dedi. Büyük ihtimalle kendi topluluğu olduğu için öyle dedi ancak malum başkan o olduğu için rafting’i seçmemin doğru olduğunu düşündüm. 10 lira bayılıp bu topluluğa kayıt olduktan sonra aklımda dağcılık ve doğa sporlarıyla birlikte bir sonraki işleme yani yurt kayıtlarına geçmek için yola çıktım. Bu arada koyu bir bear grylls hayranı olarak gerçekten de heyecan verici gezileri seviyorum. Heyecan adamı diyebilirsiniz:)

Yurt kayıtları için yurt-kur’un kayıt binasını bulmam gerekti. Hiçde öyle küçümsenecek bir olay değil. Kampüs dedikleri yer mini bir şehir resmen. 10-15 dk yürüme sonucu yurtların önündeki kayıt binasını buldum ve camdaki gerekli belgeleri tamamlamak ve düzenlemek için banka oturdum. Ancak önceden haberini aldığım şeylerin dışında 487 lira (Depozite + Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık yurt bedeli + kayıt ve kimlik ücreti) bi para yatırmam gerektiğini öğrenerek çok zor bir durumun içine resmen daldım. Malum ben oraya sadece birkaç yüz lirayla gittiğim için bayağı bir zor oldu ancak yetkililerle konuşarak 262 lira ödemeye ikna ettim. Yanımda o kadar yinede yoktu tek çare anneme müraacat edip kampüsteki Ziraat Bankası şubesine gitmek oldu. Oradan da bi 200 lira şekip işlemleri koşa koşa son 10 dakika kala hallettim. Öğrendim ki yurtlar pis, kokulu, dandik ve odalarına priz bile olmayan odacıklardan başka birşey değilmiş. Ama carem yok arkadaş çevresi edinip ortak bir eve çıkana kadar çekmek zorundayım. Neyse geçici yurt kimliği niteliğindeki belgemi alarak tekrar yollara düştüm.

Üstte bahsetmediğim bir vesikalık faciasıda olmadı değil hani. Malum 4 sene boyunca Stüdyo Mavi‘de çalıştım ve böyle bir sorun yaşamamam gerekiyor. Bunu düşünürek tam 32 adet vesika bastım ancak 2 vesika zarfında bölmek zorunda kaldığım için 16′sını İzmir’de unuttum. 12 adetini kayıt için kullandım ve geri sadece 4 tane kaldı yani kalmış. Yurt kaydı için 10 adet gerekiyormuş bende sevinerek hemen çıkartayım dedim ama tüm aramalarıma rağmen ikinci zarfı bulamadım. Bunun üzerine kampüs şehrinde fotoğrafçı aradım ancak nereye baktıysam bulamadım. Sonunda arabasına binmekte olan birine nerede vesika çoğaltabileceğimi sorum ve acayip karışık bir yer tarifi yaptı sonra düşünerek yolumun üstü dedi ve arabasına davet etti. Annem hep tanımadığın kişilerle pek muhatap olma derdi ama zor durumdaydım malumunuz:) Allahtan kötü biri çıkmadı ve Tıp Fakültesi hastanesinin içindeki küçük fotoğrafçıyı gösterdi sağolsun. Aceleyle bir vesika örneği çıkararak 12 tanesinin fiyatını sorum ve aldığım cevap bizim İzmir’de söylediğimiz fiyatın %50 kadar fazlasıydı. Fotoğrafçıyım falan diyerek bizdeki fiyata halletim olayı. Sonra 20 dakika yarı koşarak yarı yürüyerek yurt kayıt sırasının sonuna yine geçtim!

Neyse birçok kayıt işlemini halletim ve artık Uludağ Üniversitesi / Fen Edebiyat Fak. – Fizik bölümü öğrenci kimliğim var. 5 civarı İzmir’den geldiğim tur şirketi olan Nilüfer’den dönüş biletlerini aldım, bu arada 5 dakika geç gitseymişim benim için kötü olacakmış, valla koltuk 53-54 yani son ikisi kalmış.

Sonunda güzel İzmir’ime vardım ve çok mutluyum. İzmir’i tek geçerim demek istiyorum =)

İlk izlenimlerimden ve aklımda kalan şeylerden bahsetmek gerektiğini düşünerek;

Şunu söylemeliyim ki kampüs çok büyük, hemde çok. Kaybolmak o kadar kolay ki anlatamam. Her tarafı yeşillik her tarafı orman. Öğrendiğim iyi şeylerden biride Bursa-İstanbul (üniversiteden) 75 dakika olması yani İstanbuldaki Blog Yazarları buluşmaların artık gidebilirim. Aslında İzmir’de yapıldığı gibi Bursa’da da yapılan buluşmalar varmış ancak İstanbul’da hiç bulunmamış ve İstanbul’un ne kadar önemli bir yer olduğunu bilen biri olarak gerçekten bu buluşmalardan birinde bulunmak istiyorum.

Dikaktimi çeken noktalarıdan biride muhattap olduğum kişilerin mutlaka İzmir ile bir alakası vardı. Kayıt işlemini yapan yurt görevlisi, arabayla fotoğrafçıya bırakan kişi, yurtta ilk tanıdığım öğrenci arkadaş, kuyruktan tanıştım bir kişi gibi. Kendimi bir an bir lost flashback’inde gibi hissetim sanki herşey ada tarafından planlanmıştı:)

Okuduğunu için (eğer okuduysanız:)) teşekkürler. Çok yorgun olduğum için ve ilk kez bu kadar uzun bir yazı yazdığım için yazım hatalarından ve telaffuzlardan dolayı özür diliyorum.

etiketler: , , , , , , , , , ,

Lost’un hayatımdaki etkisi

admin: 20 July 2008 | kategori: Günlüğüm, Kategorisiz | 2 yorum var

Aslında izlediğim çoğu film yada diziden etkilenirim ama şimdiye kadar hayatıma bu kadar işleyen bir senaryo olmamıştı. Lostun koyu fanatikleri bilirler, bölümleri tekrar tekrar izleyip teoriler oluşturma çabasının nasıl bir şey olduğunu. Yok şu rakam şurda da vardı, yok bu adamı gözüm ısırıyor falan.

Lost’un günlük hayatımdaki etkilerinden birkaç tane örnek vermem gerekirse;

> Anne: Oğlum yeter artık bu saatte dışarı çıkıp durma.
> Ben: Don’t tell me what i can’t do.

> Çilli arkadaş: Bugün nereye gidelim Efe?
> Ben: Sence nereye freckles.

> Aile: Öss nasıldı, bir yerlere girebiliyor musun?
> I don’t know, island knows, Jacob knows. If it’s my destiny

Konuşma mevzularını geçip hayata geçirdiğim lost ekşınlarından bahsetme zamanı geldi=) Örneğin doğum günümde malum numaralarla tek kolon sayısal loto oynadım. Belki benimde adaya gidip gerçek kişiliğimi görme zamanım gelmiştir.

etiketler: , , , , , , , , , , , ,