Resmen üniversite öğrencisi oldum
Perşembe, Eylül 4th, 2008
Dikkat: Bu yazı Üniversite kayıt sürecimden bahsetmekte ve uzun bir günü anlattığı için uzun bir yazı olmaktadır. Okuyanlara şimdiden teşekkürler.
Yerleştirme sonuçları açıklandıktan sonra hem üzgün hemde çok mutlu olmuştum. Bunun nedeni hatalı tercih sayılabilir. 19. tercihime kadar ölü tercih tabir edilen bölümleri yazmıştım yani tutması imkansız yada çok zor olan bölümler. Bunlar arasında Bilgisayar Mühendisliği, İstatistik gibi bilgisayara dayalı bölümlerde vardı. Hep istediğim ancak kazanmak için 1 sene daha dershaneye gidemiyeceğim bölümlerdi. Bende gidebileceğim şehirlerdeki Fizik, Jeoloji, Jeofizik ve Astronomi bölümlerini puanlarına göre sıraladım ve ölü tercihlerin sonuna ekledim. Benim esas olarak beklediğim 20. tercihimdi en iyi ihtimalle, 19. tercih olabilir diye düşündüm. Buna dayanarak 22 tane bölüm yazdım ve en son olarakta Bursa Uludağ Üniversitesi Fizik Bölümünü 16. sıraya yerleştirerek 23‘e tamamladım. Sonuçlar açıklandığında keşke yapmaz olaydım dedim ancak dün Üniversiteye gidip ilk izlenimlerimi edinince azda olsa bu sözü geri aldım.
Yolculuğu otobüsle yaptım ve gerçekten çok yorucuydu. İzmir - Bursa yani gidiş 5buçuk saat sürdü ancak dönüş yani Bursa - İzmir 4buçuk saat sürdü. Neredeyse yarım günüm otobüste oturmakla geçti. İşimi şansa bırakmamak için kayıtların başlamasına 3 saat kalaya denk gelecek şekilde bilet almıştım ancak kayıtlardan tam 4 saat önce kampüse vardım.
Fen-Edebiyattan önce Eğitim fakültesi kayıtları yapılıyordu ve kilometrelerce diye tasvir edebileceğim bir kuyruk vardı ki bence bunun %60′ına yakını veliydi. Ancak acayip bir şekilde tüm bu kuyruk 2 saatte yani vaad ettiklerinden 1 saat önce bitti. Bunun üzerine bizim kayıtların başlamasına 2 saatlik bir süre kaldı bunu değerlendirmek için kalabalıkta gölge bir ağaç altı bulana kadar dolaştım ve sonunda havuz kenarında bir tane bulup acayip acayip anchorman edesıyla konuşan kişiyi yaklaşık 1 saat boyunca dinledim. Bir de üstüne üstlük acayip bir müzik yayını yapılıyordu
Neyse gideyim bir icetea içeyip diyerek büfe tarzı bi yerde oturup icetea mı içtim. Sonra ağaç gölgeme geri dönmeye karar verdim, iyi böyle bir karar almışım, kuyruk 1 saat önceden oluşmaya başlamış. Direk kuyruğun sonuna dikildim ve 1 saat etrafımdakileri kesmekle meşgul oldum. Bu kesme eylemi kötü niyetli değildi bölümümden yada memleketimden kişileri aramak içindi yanlış anlamayın=) Neyse gerçekten de dedikleri gibi super-fast olarak globalize edebileciğim bir kayıt işlemini geride bırakıp öğrenci toplulukları, spor aktiviteleri, yurt ve diğer kayıt işlemleri için bilgi veren standlarda dolaştım.
Öğrenci toplulukları standına bir etkinlik için kayıt olmaya gitmeden önce dağıttıkları broşürü edinip kendim için en uygun olan ‘Dağcılık ve doğa sporları’na karar verdim. Sonra kayıt standına gidip yetkili kişiyet işlemleri nasıl yapmam gerektiğini sordum. Yetkili kişiler birden bir aksiyon silsilesine girip kendi topluluklarını tanıtmaya çalıştılar ve broşürün arkasında resmi olan kişide gelip sen en iyi Raftingi seç dedi. Büyük ihtimalle kendi topluluğu olduğu için öyle dedi ancak malum başkan o olduğu için rafting’i seçmemin doğru olduğunu düşündüm. 10 lira bayılıp bu topluluğa kayıt olduktan sonra aklımda dağcılık ve doğa sporlarıyla birlikte bir sonraki işleme yani yurt kayıtlarına geçmek için yola çıktım. Bu arada koyu bir bear grylls hayranı olarak gerçekten de heyecan verici gezileri seviyorum. Heyecan adamı diyebilirsiniz:)
Yurt kayıtları için yurt-kur’un kayıt binasını bulmam gerekti. Hiçde öyle küçümsenecek bir olay değil. Kampüs dedikleri yer mini bir şehir resmen. 10-15 dk yürüme sonucu yurtların önündeki kayıt binasını buldum ve camdaki gerekli belgeleri tamamlamak ve düzenlemek için banka oturdum. Ancak önceden haberini aldığım şeylerin dışında 487 lira (Depozite + Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık yurt bedeli + kayıt ve kimlik ücreti) bi para yatırmam gerektiğini öğrenerek çok zor bir durumun içine resmen daldım. Malum ben oraya sadece birkaç yüz lirayla gittiğim için bayağı bir zor oldu ancak yetkililerle konuşarak 262 lira ödemeye ikna ettim. Yanımda o kadar yinede yoktu tek çare anneme müraacat edip kampüsteki Ziraat Bankası şubesine gitmek oldu. Oradan da bi 200 lira şekip işlemleri koşa koşa son 10 dakika kala hallettim. Öğrendim ki yurtlar pis, kokulu, dandik ve odalarına priz bile olmayan odacıklardan başka birşey değilmiş. Ama carem yok arkadaş çevresi edinip ortak bir eve çıkana kadar çekmek zorundayım. Neyse geçici yurt kimliği niteliğindeki belgemi alarak tekrar yollara düştüm.
Üstte bahsetmediğim bir vesikalık faciasıda olmadı değil hani. Malum 4 sene boyunca Stüdyo Mavi‘de çalıştım ve böyle bir sorun yaşamamam gerekiyor. Bunu düşünürek tam 32 adet vesika bastım ancak 2 vesika zarfında bölmek zorunda kaldığım için 16’sını İzmir’de unuttum. 12 adetini kayıt için kullandım ve geri sadece 4 tane kaldı yani kalmış. Yurt kaydı için 10 adet gerekiyormuş bende sevinerek hemen çıkartayım dedim ama tüm aramalarıma rağmen ikinci zarfı bulamadım. Bunun üzerine kampüs şehrinde fotoğrafçı aradım ancak nereye baktıysam bulamadım. Sonunda arabasına binmekte olan birine nerede vesika çoğaltabileceğimi sorum ve acayip karışık bir yer tarifi yaptı sonra düşünerek yolumun üstü dedi ve arabasına davet etti. Annem hep tanımadığın kişilerle pek muhatap olma derdi ama zor durumdaydım malumunuz:) Allahtan kötü biri çıkmadı ve Tıp Fakültesi hastanesinin içindeki küçük fotoğrafçıyı gösterdi sağolsun. Aceleyle bir vesika örneği çıkararak 12 tanesinin fiyatını sorum ve aldığım cevap bizim İzmir’de söylediğimiz fiyatın %50 kadar fazlasıydı. Fotoğrafçıyım falan diyerek bizdeki fiyata halletim olayı. Sonra 20 dakika yarı koşarak yarı yürüyerek yurt kayıt sırasının sonuna yine geçtim!
Neyse birçok kayıt işlemini halletim ve artık Uludağ Üniversitesi / Fen Edebiyat Fak. - Fizik bölümü öğrenci kimliğim var. 5 civarı İzmir’den geldiğim tur şirketi olan Nilüfer’den dönüş biletlerini aldım, bu arada 5 dakika geç gitseymişim benim için kötü olacakmış, valla koltuk 53-54 yani son ikisi kalmış.
Sonunda güzel İzmir’ime vardım ve çok mutluyum. İzmir’i tek geçerim demek istiyorum =)
İlk izlenimlerimden ve aklımda kalan şeylerden bahsetmek gerektiğini düşünerek;
Şunu söylemeliyim ki kampüs çok büyük, hemde çok. Kaybolmak o kadar kolay ki anlatamam. Her tarafı yeşillik her tarafı orman. Öğrendiğim iyi şeylerden biride Bursa-İstanbul (üniversiteden) 75 dakika olması yani İstanbuldaki Blog Yazarları buluşmaların artık gidebilirim. Aslında İzmir’de yapıldığı gibi Bursa’da da yapılan buluşmalar varmış ancak İstanbul’da hiç bulunmamış ve İstanbul’un ne kadar önemli bir yer olduğunu bilen biri olarak gerçekten bu buluşmalardan birinde bulunmak istiyorum.
Dikaktimi çeken noktalarıdan biride muhattap olduğum kişilerin mutlaka İzmir ile bir alakası vardı. Kayıt işlemini yapan yurt görevlisi, arabayla fotoğrafçıya bırakan kişi, yurtta ilk tanıdığım öğrenci arkadaş, kuyruktan tanıştım bir kişi gibi. Kendimi bir an bir lost flashback’inde gibi hissetim sanki herşey ada tarafından planlanmıştı:)
Okuduğunu için (eğer okuduysanız:)) teşekkürler. Çok yorgun olduğum için ve ilk kez bu kadar uzun bir yazı yazdığım için yazım hatalarından ve telaffuzlardan dolayı özür diliyorum.

Aslında izlediğim çoğu film yada diziden etkilenirim ama şimdiye kadar hayatıma bu kadar işleyen bir senaryo olmamıştı. Lostun koyu fanatikleri bilirler, bölümleri tekrar tekrar izleyip teoriler oluşturma çabasının nasıl bir şey olduğunu. Yok şu rakam şurda da vardı, yok bu adamı gözüm ısırıyor falan.