Yokluğundan kurtulmak
Cumartesi, Eylül 20th, 2008Herşeyin bittiği noktadayım, sanki sahipsiz bir dünyada tek başıma yürüyorum sokaklarda, sanki tek efsane benim. Hissediyorum yağmurun hafif damlalarını ve bir anda alıp götürüyor diğer tüm duyguları kalbimden. Sadece sen kalıyorsun, Cumasını kaybetmiş Robinson gibi bir tek o duygu kalıyor. Hani kelebekler vardır ya hayatının ilk özgür uçuşunu yapan, o eski halini bilmezcesine salına salına uçuşan rengarenk. İşte içimdeki duygu öyle uçuşuyor yaz günü gece yarısı kumsal rüzgarı gibi.
Belki de tek hissetmek istediğim sen olduğun içindir belki de dedikleri gibi ‘Ben Sana Mecburum’dur. Her yerime sinmişsin ve sanki ömür boyu orada olacaksın. İşte bu yüzdendir belki de, her karanlıkta aklımın en ücra köşelerinden senin hayalin çıka geliyor. Bazen düşünüyorum da seninle aynı şehrin havasını solumak bile yeterli ama o bile mümkün değil bu uzaklarda. Sesini duymayı bıraktım hayaline görmeye bile razıyım. Çok mu uzun zaman oldu? Saçlarından başka hiç birşey gözlerimin önüne gelmiyor belki de zihnim bile bile oynuyordur bu umutsuz oyunu.
Şuan kalbin başkası için çarpıyorsa yada en kısık sesinle ağlıyorsan yanlızlığına, anlarsın benim halimi en apansız şekilde. Ama bilmiyorsun ki buralarda senin yokluğundan kurtulmaya çalışan biri var. İşte en zoruda o ‘Senin yokluğunda kurtulmak’. Yoksun ama hala, en yakınım da gibisin kalp atışım gibi. Her anımda hissediyorum ama ne dokunabiliyorum ne de görebiliyorum.
Sanki sadece adını düşünsem yüzyıllarca yazabilirim dünyada ki sayfalar, kelimeler, duygular hatta yanlızlıklar bitene dek. Acaba ilham dedikleri şey bu mu? Belki de sen ilhamın ta kendisisindir kim bilir. Yüzyıllardır aranan o gizemli kız sensindir, Homeros’un andığı o kız belkide. Tantalos işkencesi belki de sen yoksun diye sürüyordur binlerce yıldır. Ama yoksun işte. Hakketmiyor olabilirsin bu kadar değerli olmayı ama kim bilir sorun bendedir…

Mart 2007
Bu soru gibi yanıtıda göreli bir kavramdır. Her kişinin matematiği sevmeme nedeni farkılı sayılabilir. Matematiği sevmeyenler olduğu kadar sevenlerde vardır benim gibi. Tabi ki herşey matematik dersini verenlere bağlıdır. Eğer öğretmen sadece bir görevi ifa etmek için ders anlatıyorsa bu iş en çok öğrenciye yansır.
Türk insanı sevdiği şeylere bazen gereğinden fazla önem veriyor. Bu şeyin ne olduğu hiç önemli değil, duruma göre deterjan bile olabilir. Bu deterjan örneği nereden geldi diye sorarsanız birkaç satır sonra vereceğim örnek ne demek istediğimi tam olarak anlatır sanırım.
Bugünlerde kendini bilmez pislikler azmaya başladı kendilerini iyice birşey zannetmeye başladılar. Vatanı için aylarca dağda, taşta bekleyen mehmetçikleri hiç acımadan şehit ediyorlar. İnsanlıkları kalmamış. Daha askere gitmemiş biri olarak bu haberleri televizyonda gördükçe şimdi askere gitmek istiyorum, hemen.