Siteyi Kapat

July, 2008 arşivleri

ÇizBakalım: Çizim Tahmin Oyunu

Thursday, July 31st, 2008

ÇizBakalım; adından da anlaşılacağı gibi işin içinde çizim var. Oyunu oynamak için azda olsa çizim yeteneğinizin olması işinize yarayacaktır.

Oyunu oynayabilmek için yapmanız gereken tek şey siteye girmektir zira üye olmadan da oyunu oynayabiliyorsunuz. Ancak üye olursanız puanlarınız kaydediliyor ve sıralamada yer alma şansı kazanıyorsunuz.

Oyunun mantığı şu: Sohbet odaları şeklinde tasarlanmış oyun odaları sistemine sahip olan oyunda bir odaya girdikten sonra tek yapmanız gereken yapılan çizimi tahmin etmeye çalışmak. Sıranız geldiğinde sizde çizim yapacaksınız bunu aklınızdan çıkarmayın. Microsoft Paint’e aşina olanlar için çizim işi pek zor olmayacaktır.

Çizim sırası sizdeyken anlatmanız gereken kelimeyi yazarak anlatmamalısınız. Şimdiye kadar pek çok kişi gördüm ancak oyunun zevkini kaçırmaktan başka birşey yapmıyorlar.

Sitenin hamurunu biri bilgisayar mühendisi diğeri istatistikçi karı-koca iki usta programcı yoğurmuş.  Oyun şuan beta aşamasında olsa da ben şimdiye kadar pek hatayla karşılaşmadım, ama belli mi olur %100 kusursuz hiçbir yazılım yoktur.

Şunu üzülerek söylemek isterim ki oyunun örnek resimlerindeki gibi çizim yapan biriyle hiç karşılaşmadım:)

Zeitgeist, The Movie

Wednesday, July 30th, 2008

Zeitgeist (Uyanış) bir film olarak geçsede aslında tam anlamıyla bir belgesel. İnternet üzerinden ücretsiz olarak dağıtılan bu belgesel 3 ana bölümden oluşuyor. ABD’nin ve Hristiyan aleminin büyük tepkisini çeken bu belgeseldeki konuları ‘din, abd, para’ olarak keyword şeklinde kısaca anlatabilirim.

3 ana bölümden biri olan ilk bölümün konusu ‘Hristiyanlık aldatmacası’ olarak başlıklandırılabilir. Aslında çok ilginç ve inandırıcı bilgiler var ancak Kur’an-ı Kerim’de de geçtiği ve onaylandığı için insanın inanası gelmiyor. İncil’de bahsedilen olayların ve göstergelerin yüzyıllar önce başka uygarlıkların rivayetleriyle çok benzer olduğu kaçınılmaz bir gerçek ancak belgeseli hazırlayanlar biraz taraflı davranmışlar gibi. İlk bölümde çok sert benzetmelere ve örneklere yer veriliyor. Örneğin Tanrı’nın tasviri karikatür olarak yapılıyor ve milyonlarca inananın inancı hiçe sayılıyor. En azında buna saygı duymaları lazımdı düşüncülerini belirtirken. Vatikan’ın yaptığı hataları Tanrı’ya bağlıyorlar(haşa). Ama şuan yanıt vermiyorlar; eğer bir Tanrı yoksa biz nasıl yaratıldık. Sorgulamadan destekledikleri bilimin bile onlara karşı çıktığı bir konu var: ‘Hiçbir şey yoktan var edilemez.’ Aslında bu her iki tarafıda açıkta bırakıyor.

İkinci ve üçüncü bölüm birbiriyle sıkı sıkıya bağlı sayılabilir. Konuyuda ‘Abd ve 911‘ olarak verebilirim. 911 11 Eylül’e taktıkları lakap gibi birşey. Aslında Birleşik Devletlerin yaptığı gizli işlerden bahsetmekten çok maksatlarının tüm dünya devletlerinin yönetim biçimine karşı olmak olduğu anlaşılıyor.

Birleşik Devletlerin savaşa girmek için kendi vatandaşlarını acımadan nasıl katlettiğinden bahsediyor. Çünkü savaş varsa kan vardır, kan varsa silah vardır, silah varsa para vardır. Bu olayların sonucunda da kaos vardır ve bu kaosta da para vardır. Yani herşey merkez bankasının para kazanması için.

Bana göre biraz fazla derin bir belgesel ancak doğru kısımlarıda yok değil. En azından bana mantıklı gelen birçok bölüm oldu. Yorum sizde.

Lost’un hayatımdaki etkisi

Sunday, July 20th, 2008

Aslında izlediğim çoğu film yada diziden etkilenirim ama şimdiye kadar hayatıma bu kadar işleyen bir senaryo olmamıştı. Lostun koyu fanatikleri bilirler, bölümleri tekrar tekrar izleyip teoriler oluşturma çabasının nasıl bir şey olduğunu. Yok şu rakam şurda da vardı, yok bu adamı gözüm ısırıyor falan.

Lost’un günlük hayatımdaki etkilerinden birkaç tane örnek vermem gerekirse;

> Anne: Oğlum yeter artık bu saatte dışarı çıkıp durma.
> Ben: Don’t tell me what i can’t do.

> Çilli arkadaş: Bugün nereye gidelim Efe?
> Ben: Sence nereye freckles.

> Aile: Öss nasıldı, bir yerlere girebiliyor musun?
> I don’t know, island knows, Jacob knows. If it’s my destiny

Konuşma mevzularını geçip hayata geçirdiğim lost ekşınlarından bahsetme zamanı geldi=) Örneğin doğum günümde malum numaralarla tek kolon sayısal loto oynadım. Belki benimde adaya gidip gerçek kişiliğimi görme zamanım gelmiştir.

Tam 18 yıl önce bugün

Friday, July 18th, 2008

İlk sürümümün yayınlanması üzerinden tam 18 yıl geçmiş. Vay bee. Aslında yaşlıların dediği gerçekten doğruymuş ‘Göz açıp kapayıncaya kadar geçti’ koskoca 18 yıl, benim hatırladığım 13 sene olmasına rağmen. Artık 18 yaşına gelmenin yükünü hissetmeye başladım omuzlarımda, bakalım bundan sonrası nasıl olacak.

Doğum gününün kutlanması insanı gerçekten sevindiriyor. 18 Temmuz’un ilk saniyelerinde başladı tebrik smsleri, epostaları. Hatırlanmak gerçekten güzel. Allah hiç kimseyi yanlızlıkla sınamasın.

Daha ilkokul 1′e başladığım günü hatırlıyorum, şimdide üniversite tercih zamanındayım, arada koskoca bir eğitim hayatı var. Neyse bu kadarlık yeter; yukarıda eklediğim resmide bi tıklayıverin, öylesine işte =)

The Exorcism of Emily Rose

Tuesday, July 1st, 2008

- Tell me your six names!
- We are the ones who dwelt within.
- I’m the one who dwelt within cain.
- I’m the one who dwelt within nero.
- I once dwelt within judas.
- I was with legion
- I’m belial
- and I’m lucifer

Durduk yere aklıma bir sahne geldi yazdım. Yanlış yazmış olabilirim.