Siteyi Kapat

June, 2007 arşivleri

Kahrolası terör!

Monday, June 11th, 2007

Bugünlerde kendini bilmez pislikler azmaya başladı kendilerini iyice birşey zannetmeye başladılar. Vatanı için aylarca dağda, taşta bekleyen mehmetçikleri hiç acımadan şehit ediyorlar. İnsanlıkları kalmamış. Daha askere gitmemiş biri olarak bu haberleri televizyonda gördükçe şimdi askere gitmek istiyorum, hemen.

Onca askerin arasına nasıl cesaret edip girebiliyorlar bilmiyorum. Hani bir atasözü vardır ya; Eceli gelen KÖPEK, Camii duvarına işermiş diye. Seçimler yaklaştıkça pislikler daha da kendini bilmez oluyorlar. Aslında aklıma bir neden geliyor: Pisliklerin rejimdeki adamları seçimlerde hezimet alacak, onlarda biliyor, bari diyorlar şunlardan birkaç tane öldürelim ortalığını birbine katalım. Ama olmaz, bu vatan asla ama asla devrilmez. Göreceksiniz ortaklık biraz daha karışacak ama sonra olan o vatanı olmayan, dağda s*çt*kları yere yatan pislik bölücülere olacak.

Mehmetçikler asla bitmez. Biran televizyonda o cenaze törenlerini izlerken içim kapkara öfkeyle doldu, elimde veya yakın bir yerde silah olsa yemin ederim dışarı çıkıp gördüğüm ilk …’ya sıkabilirdim (… yerine ne gibi insaların geleceğini anladınız). O yaşlı amcalar gördükleri askerlere sarılında gözlerim doldu ama ağlamadım, sıktım kendimi. O an içimden geçenleri burada anlatmak zor. O kadar ağır, o kadar sert bir öfkeydi ki.

Ne olursa olsun TÜRK doğmuş olmaktan ve Allah nasip ederse TÜRK ölecek olmaktan gurur duyuyorum. Türk oldukları yada Türk’ler arasında yaşadıkları için memnun olmaları gereken yere, aynı toprakların ekmeğini yedikleri mehmetçikleri vuruyorlar. Türkler sayesinde karınlarını doyuruyorlar. Bu Türk bayrağını onlar gibi iki-üç çapulcu indiremez.

Sözüm ona o partileri sadece kendilerini savunuyor. Parti dedikleri ve uluslararası adı “kürt işçi partisi” olan pkk (p*ç kürt kurumu) terör örgütü arkasına o kadar çok destek almış ki içinde yaşadıkları topraklara hıyanet edebilecek cesareti toplayabiliyorlar. Yaptıkları şey ise kendilerini ve bizi sarsmak, ama o kadar acizler ki kendilerinin sarsılırken yıkılacağını ve bizim sarsılmamıza rağmen ayakta kalacağımızı anlamak istemiyorlar. Binlerce Asker o çapulcuları tükrükleriyle boğarlar ama neden yapılmıyor anlamıyorum.

Herkeze terör ülkeyi ele geçirdi gibi geliyor zatende öyle görünüyor ama öyle değil. Bu vatanı kimse ele geçiremez, içden yiyemez. O Al Bayrağın altında yatan şehitler olduğu sürece bu vatan asla bitmez.

Partide kalmıştık. Kendilerine parti diyorlar ama bir düşünün parti dediğiniz uyuşturucu, kadın ve silah ticari gibi illegal yollardan mı gelir elde eder. Kendi soydaşlarını kullanarak insanları zehirliyorlar ve kazanılan para dağa gidiyor. Evet ben buna içten mücadele derim. Bir etrafınıza bakın en büyük şirketler ya yahudilerin yada onları. Neden mi çünkü ekonomimiz Amerikanın elinde. Çok yanlış bilinen birşey var. Amerika denen ülkenin başındakiler hristiyan diye bilinir ama yanlış. Amerikayı yönetenlerin bir çoğu yahudi diğer kalanlar ise opus dei tarikatından. Bağlantıda yazanlar ise sadece halka açılabilecek kısmı. Ben bush’unda bu tarikatta olduğunu düşünüyorum. Yanlış olabilir ama fikrimin böyle.

Vatanımız böyle pisliklerin içinde gidip geliyor ve bizde yaşamaya çalışıyoruz. Zaten ülkemizde yaşamdan bezdirecek o kadar çok şey var ki, birde terör gibi kökten etkileyen sebepler olursa bilmiyorum işte …

Dışarıda yağmur var…

Sunday, June 10th, 2007

Şuan dışarıda yağmur yağıyor. Acayip bir his var içimde, içimden dışarı çıkıp şortla sokakta o yağmur altında oturmak geliyor. Yağmur sesi şu oturduğum bilgisayarın başına kadar hafif hafif geliyor, acayip rahatlatıyor beni. Bazen boşver aq bırak okulu, salla öss’yi diyorum ama olmuyor, zaten olmazda, o anlık bir coşku. Tam bu satırlardayken yağmur yavaşladı, ama bu yazıyı satırlarca götürmek istiyorum, aklımada hiçbirşey gelmiyor. Boşveeer, ne gelirse salla yaz nasıl olsa kaç kişi okuyacak ki !

Şuan ateşimin olduğunu hissediyorum, e normal zaten günün 23 saati bilgisayar başında kodlarla uğraşırsan :) Sanki dışarı çıksam ve şimdi azalan o yağmurun altına geçip, başımı o kara bulutlara doğru kaldırsam ağrı falan kalmıyacakmış gibi geliyor ama … Bilmiyorum işte oraya sadece üç nokta koyabilirim. Bazen o kadar çok devamı olmayan amalar oluyor ki.

Bu yazıyı eğer dikkatlice okuyorsanız, kesin aa bu çocuk süper kompoziyon yazar dersini :) hiçde öyle değil. Dediğim gibi bu anlık birşey. Zaten hiç yağmur kalmadı. Sadece çatılarda kalan damlaların sesleri duyuluyor. Çok sinirliyim bu duruma. Galiba ben deliyim.

The world is just a fake!

Thursday, June 7th, 2007

Bazen dünya bana öylesine yalan geliyor ki, sanki biri silip silip sonra tekrar çiziyormuş, sanki bir an yok olup gidecekmişiz ve ne yaşadığımız ne de yaptığımız işler birileri tarafından bilinecekmiş. İşte ben buna bilinmezlik derim. Öylesine şaşırıyorum ki, dünya bana her an kendini yenileyen bir internet sayfası gibi geliyor. Bir düşünün o yenile tuşuna basıldığı an bir nesil değişiyor ve artık siz, sevdikleriniz ve size ait hiçbirşey yok. Bilinmezlik dedim, bir hayal edin; şu an büyük ihtimal tanımadığınız birinin sayfasını okuyorsunuz beni asla göremiyeceksiniz, sizin düşündüklerinizi, yaşadığınız zorlukları yaşamış biri. Kim olduğumuzun hiçbir önemi yok. Hepimiz bilinmeziz, elbet bir gün yok olacağız, toprak olacağız; o zaman ne işimiz var bu dünyada. İşte bir bilinmezlik daha. Yıllarca okula gidiyoruz. Yüzlerce kitap okuyoruz. Binlerce satır kod yazıyoruz. Neden? Tüm Bunlar neden? Bilmem diyorsunuz, yada öyle yaratıldık diyorsunuz, en yada sen manyakmısın diyorsunuz.

Geçici dedim, biz nasıl kelebekleri anlık görüyorsak, kargalarda bizi anlık görüyor. Çünkü onlar bizden 2-3 kat daha uzun yaşıyorlar. Yani biz neyiz? Neyse artık gerisini sorgulamamak lazım, yoksa kafayı yiyeceğim.

biyoloji ödevi

Sunday, June 3rd, 2007

Bugün pazar ve benim pazartesi gününe 45 tane biyoloji sorusu yetiştirmem gerek hemde çözümlü. Çözümlerinide bizim yapmamız gerekiyor. Bilgisayar başından da ayrılamıyorum. Bir sürüde iş var. Ufff ya, şu sınavlar, dersler daha doğrusu okul bitmedi gitti.