admin: 11 Ekim 2009 | kategori: Nasıl yapılır | 2 yorum var
Microsoft Outlook 2003 üzerinde hesabınızı tanımlayabilmeniz için ilk olarak programı başlatınız. Ardından aşağıdaki adımlar gerçekleştiriniz.
1. Programın menüsünden Araçlar > Eposta Hesapları seçeneğini tıklayınız
2. Gelen pencereden “Yeni Eposta hesabı ekle” kutusunu işaretleyerek “İleri” tuşunu tıklayınız.
3. Sonraki adımda “POP3″ü seçerek “İleri” tuşunu tıklayınız.
4. Bu adımda resimde görünen yerlere kendi özel alan adınız için uygun bilgileri giriniz. madiladresiniz.com kısmına domain adınızı giriniz.
Not: Gelen ve giden sunucuları firmalara göre değişmektedir ancak genelde smtp ve mail aynı adres üzerinden çalışmaktadır: mail.domaininiz.tld
5. Giden sunucu ekranından “Giden sunucum (SMTP) için kimlik doğrulamas gerekiyor” işaretli olmalıdır.
6. Gelişmiş ayarlar penceresinden size uygun port bilgilerini giriniz. Şuan için Türkiye lokasyonlu sunucular için giden port 587 olarak kullanılmaktadır. “Tamam” tuşunu tıklayınız.
7. Tekrar “İleri” tuşunu kullanarak işlemi tamamlayabilirsiniz. Artık hesabınız oluşturulmuştır.
etiketler: 2003, 587, hata, kurulum, mail, microsoft, Nasıl yapılır, outlook, pop3, port, smtp
admin: 9 Ekim 2009 | kategori: İnceleme | 2 yorum var
Sektör ne olursa olsun hiç farketmez gerçekten öngörüşlü olmayan patronlar ve/ya iş sahipleri bir çalışan alırken birden fazla seçenek var ise kuşkusuz maliyeti en düşük olanı seçecektir. Bu durum kısa zamanlı olarak kasadan çıkan paranın azalması doğrudan da giderlerde azalma gibi görünse de çalışanın performansı ve firmaya kazandırdıkları / maliyeti oranı iyi yapılmamış ise uzun bir zaman diliminde mutlaka zarar veya kazancın düşmesine neden olacaktır.
Örneğin bir konuda spesifik olarak eğitim almış bir X çalışanı aylık olarak maaş ve sosyal giderler dahil 2500TL ve herhangi bir eğitim almamış ve tabiri caizse “alaylı” bir Y elemanı tüm giderleri dahil 1250TL çıkışa neden olmaktadır. Ancak burada sadece anlık olarak elinizdeki nakitten eksilecek olanı düşünmek yerine çalışanlar ile ilgili bir kazanç / maliyet analizi yapalım.
X elemanının aylık olarak firmanıza 25000TL getiri sağlayan bir performans sunduğunu düşünelim diğer alaylı elemanımız Y ise tecrübe ve bilgi eksikliğinden kaynaklanan performans kaybı ile 10000TL sağlayabilmektedir. Bu net olarak görünecek bir nakit para çıkışı / kâr grafik değişimine neden olacaktır. Tecrübeli X net olarak size 22500TL, acemi Y ise 9750TL kazanç sağlamaktadır.
Bu durum ne kadar açık olursa olsun iş sahipleri hiçbir zaman gelecek bir kazanç için elindeki nakiti harcamak istemez. Ancak risk almayı bilen ve öngörüş sahibi bir patron en doğru kararı görebilmektedir. Bu konu sadece çalışanın aldığı maaş ile ölçülemez tabii ki. Sizin için çalışan ve firmanızı en iyi şekilde temsil edecek elemanlarınız için iyi bir ortam sunmalısınız. Google’ı örnek vermeden edemeyeceğim, adamlar sadece çalışanları için masaj salonları, berberler, oyun alanları, tenis sahaları ve buna benzer rahatlatıcı etkinliklerin bulunduğu bir tesis yaptırmış. Ve bu kadar getirinin olduğu bir işi kaybetmek istemeyen çalışan sanki kendi firmasıymış gibi sahiplenir ve elinden gelen herşeyi yapmaya çalışır.
Adı lazım değil büyük bir firmanın sadece anlık gelire önem verdiğini bir düşünün. Elemanlar en düşük ücretlilerden seçiliyor, çalışma ortamları sıkıcı ve hiçbir teşvik edici aktivite yok. Ne çalışanlardan gelen önerilere önem veriliyor ne de tolerans tanınıyor. Düzgün bir tanıtım yapılmamasına ve eğitim verilmemesine rağmen en küçük hatada fırça atılıyor. Ancak tüm bunların yanında Adı Lazım Değil firması sektörün öncülerinden ve sadece adıyla güven sağlıyor. Sizce bu firma ne kadar kalıcı olur?
Çalıştırdığı elemana sadece maliyet şeklinde bakan bir firmanın gücü en fazla 2 kriz atlatabilir.
etiketler: çalışan, iş veren, kalıcılık, kazanç, kriz, maliyet, risk, sektor
admin: 9 Ekim 2009 | kategori: Günlüğüm | yorum yok
Uzun bir aradan sonra en sonunda İstanbul’a tekrar gelebildim. Tabii bunu değerlendirmeden de olmaz diyerek Cebit, Etohum falan gezmeyi ihmal etmedik. İstanbul’da bir çok networking ve sektörel toplantılar oluyor bildiğiniz gibi. Likemind, Etohum, Facebook Developer Garage vs.
İlk olarak Cebit 2009′dan beklediğimi bulamadığımı belirtmek istiyorum. İlk kez geliyorum ancak önceki yıllarda yapılan Cebit Fuarlarını videolardan ve makalelerden takip ediyordum. Örneğin geçen sene ki fuarda telefonlar üzerine çok durulmuştu ancak bu sene üzerine durulan herhangi bir konu göremedim. Çok boş ve gereksiz standlar vardı ve herhangi bir atraksiyon yoktu. Bir tek NOD32′nin wii ile oynattığı virüs yakalama oyunu vardı.
3G geldi ancak en ufak 3G kelimesi bile görmedim fuarda. Büyük operatörlerin standları da yoktu. Fuara Desnet davetiyesiyle girdiğim için şanslıyım aslında, eğer 20TL verip girmiş olsaydım bütün gün o paraya acıyarak geçirecektim : )
Cebit den erken çıkıp çok uzun bir yolculuktan sonra Fenerbahçe’deki mackolik.complex’e Etohum toplantısı için gittik. Asıl gitme nedenlerimizin arasında tabii ki Mynet’in kurucusu Emre Kurttepeli’nin konuşma yapacak olması vardı. Ve gerçekten bizim için çok faydalı bir toplantı oldu. Bundan sonra takip edeceğim toplantılardan biri olacak Etohum.
Tabii güne başlarken Ahmet ve Yaşar ile karşılaşmam çok büyük bir şanstı. Malum İstanbulda yeniyim gezmek biraz zor olabiliyor : )