admin: 30 March 2009 | kategori: Bloglama | 8 yorum var
Bayanlar baylar, gelenler gelmeyenler, blogcular forumcular, yaklaşık 1 ay önce Ali tarafından duyurulan 4. iby buluşması dün gerçekleşti. Sizin de bildiğiniz gibi dün hem saatlerin ileri alınması hem seçim olması hem de İzmirde çok dengesiz bir gün olması nedeniyle çok yorulduk. Dengesiz derken hava olarak.
Alışılmıştan farklı olarak dünkü buluşma Balçovada ki Kır Kahvesinde gerçekleşti ve bazen alışılmışın dışına çıkılması gerektiğini bize gösterdi. Ancak Balçova ile pek alakası olmayan ben 45. dklik otobüs yolculuğundan açıkçası sıkıldık. Bi daha ki buluşmanın Bornovada yapılacağını duyunca sevindim diyebiliriz.
Bu buluşmada da eski buluşmalardan tanıştığım yada yazılarını okuduğum yüzleri görmek her zaman ki gibi heyecan verici oldu. Gelişen sosyalar ağlar hakkında falan konuşmalar geçti. Bir de Volkan‘ın F Klavye hakkında tatmin edici bir konuşması oldu. Açıkçası hak vermemek mümkün değil.
Bobiler, FriendFeed, Twitter, Blog Ödülleri ve ortaklaşa gerçekleştirmeyi düşündüğümüz bir proje hakkında konuştuk. Malum nedenlerden dolayı Projeyi açıklamama kararı aldık. Gerçekleştirir gerçekleştirmez emin olun sizin de haberiniz olacak. Zaman azman açık arttırmalar ve takas görüşmeleri gerçekleştir. Iphone ve 3G bir telefonun kavgasını izledik:)
Açıkçası konu bayan blogculara gelince pek iç açıcı konuşamayacağım. Kırmızı Başlıklı Kız dışında bir de Serkan abinin eşi vardı o kadar. Bayan blogcuların gelmesi için elimizden geleni yapmaya karar verdik. İşin ucunda dikiş-nakış yada yemek tarifi hakkında konuşmaları olmasına rağmen. Tabi sakın bayanları dikiş-nakış gibi kategorilerde sınırladığımızı sanmayın.
Katılanlar
Ali BAHŞİŞOĞLU – http://www.alisko.org
Efecan – http://www.microturk.net/
Volkan KARAKUŞ – http://www.t-infection.com
Kırmızı Başlıklı Kız – http://kirmizibasliklikiz.net
Orçun İLBEYLİ – http://www.nucro.org
Deniz AKIN – http://www.denizakin.com
Selman KARA – http://www.alemsite.com/
Serkan URHAN – http://blog.serkanurhan.com
Suphi Özgür CANKURT – http://www.ozgurcankurt.org/
Mümin Erakbaş – http://blog.erakbas.com/
Barış AKBALI – http://www.kalemkurusu.com/
Burak DOĞAN – http://www.gunlerdenbugun.com/
Caner Cansu – http://zapt-ihayat.blogspot.com/
Emre Zeytin – http://www.emrezeytin.com
Buluşmadan bahsedenler;
29 Mart 2009 İzmir Blog Yazarları Buluşması Gerçekleşti – Ali
4. İzmir Blog Yazarları Buluşması Gerçekleşti
– Volkan
4. İzmir Blog Yazarları Toplantısı / Buluşması – Orçun
İzmir’in Yazarları Buluşur Pazarları – Deniz
İzmir’li blog yazarları 4. Kez buluştu – Serkan
İzmir Blog Yazarları Dördüncü Buluşma Canlı Yayın – Mümin
İzmir’li yazarlarda çiçekler açar – Kibaki
etiketler: alemsite, alisko, blog, denizakin, efecan, erakbas, f, f-klavye, fklavye, izmir, kalemkurus, kibaki, microturk, nucro, serkanurhan, t-infection, zapt-ihayat
admin: 25 March 2009 | kategori: Günlüğüm | yorum yok
Blogda ilk yazıyı yazalı resmen 2 yıl olmuş. Hiç farkında değilim. Biliyorum 2 yıldır o kadar çok yazı yazamadım ama yinede 2 yıl az bir zaman değil. 5 Mart 2007′de yazmışım ilk yazıyı, biraz salakça bir giriş yapmışım ama olsun giriş giriştir.
2 yıldan beri, Nisan 2007 hariç, her ay en az 1 yazı yazdım, daha doğrusu yazmaya çalıştım. Umarım gelecekte daha çok ve daha kaliteli yazılarla ve heyecan verici günlerimle karşınızda olurum. Çok asosyalim kardeşim n’apayım yok ki adrenalin dolu anlarım.
Bugünlerde WordPress teması tasarlamaya taktım. Şimdiye kadar 5 tane tema tasarladım ve sadece 1 tanesini yayınladım. Diğerleri yayınlanacak hale getirilmeyi bekliyorlar. Nice yıllarda görüşmek üzere.
etiketler: efecan, microturk, pasta, tema, wordpress
admin: 25 March 2009 | kategori: Bilgisayar | 16 yorum var
Yayınlanan (yada sızdırılan) her Windows 7 (Windows Vista’da olabilir) sürümünde indirilen ISO kalıbını bir DVD’ye yazdırmadan kurulum yapmak için sisteminizde varolan bir sabit disk bölümünü kullanabilirsiniz. Belki de sisteminizde optik okuyucu yoktur kim bilir. Böyle durumlarda aşağıdaki adımları izleyerek bu işlemi kolayca hallederbilirsiniz. Şahsen ben öyle yaptım.
0. En başta kurulumunu yapmak istediğimiz Windows 7 ISO kalıbını indirmeniz gerekiyor. Bunun için her tür P2P yazılımını kullanabilirsiniz yada on yüz bin milyon parttan oluşan dosyaları indirebilirsiniz. Ben Torrent kullanarak indirdim >>
1. İlk olarak sisteminize bir sanal sürücü oluşturma yazılımı kurmanız gerekir. Ben Daemon Tools‘u kullandım.
2. İndirdiğimiz ISO kalıbını bir sanal sürücüye bağlayalım.
3. Sanal sürücüye bağladığımız ISO kalıbının tüm içeriğini kurulumun yapılmayacağı bir sabit diskde yada sabit disk parçasında bulunan bir klasöre kopyalayalım. Örneğin ben kurulumu C:\’ye yapacağım için E:\’de oluşturduğum E:\Windows7 klasörüsünü kullandım.
4. Kopyaladığımız klasörde yer alan bootmgr ve boot klasörlerini başlangıçta yüklenen sabit diske kopyalayalım. Örneğin ben E:\bootmgr ve E:\boot klasörlerini direk C:\ kök dizinine kopyaladım.
Not: Windows Vista kullananlar ek olarak E:\Windows7\boot\bootsect.exe dosyasını C:\ kök dizinine kopyalamalılar.
5. C:\ kök dizinde sources adlı bir klasör oluşturun.
6. E:\Windows7\sources\boot.win (yada boot.wim) dosyasını oluşturduğumuz C:\sources klasörüne kopyalayalım.
7. Yönetici olarak komut satırını açın. (Çalıştır > cmd)
8. Aşağıdaki kodu komut satırına girin. (C:\ yerine ana sürücü harfini yazın)
C:\boot\bootsect.exe /nt60 C:
Not: Windows Vista kullananlar C:\bootsect.exe /nt60 C: komutunu kullanmalıdır.
9. C:\ sistem diskinin adını aklınızda kalacak basit birşey olarak değiştirin. Örneğin ben WNY olarak değiştirdim.
10. Bilgisayarı yeniden başlatın. Ardından Windows kurulum başlangıç ekranı gelene kadar bekleyin. Başlangıç ekranı geldiğinde saat, tarih ve dil ayarlarını kontrol edin eğer gerekiyorsa değiştirin.
11. Sonraki ekrana geçtiğinizde Windows kurulumu yapmanız sorulacaktır. Sakın! kurulumu başlatmayın, onun yerine sol alt köşedeki Repair My Computer seçeneğini seçin.
12. Windows Kurtarma Ortamı (WinRE) geldiğinde birkaç tane seçeneğin bulunduğu liste gelecektir. Bu listeden Command Prompt‘u seçin.
13. Aşağıdaki komutu çalıştırarak Kurulum yapmak istediğiniz sürücüyü formatlayın. Örneğin bende format c: /q
Not: Komuttaki /q ibaresi hızlı biçimlendirme içindir, bazı durumlarda genel biçimlendirme işlemi atlanabilir. Eğer kurulum yapacağınız sabit disk FAT32 yada FAT olarak biçimlendirilmişse format c: /q /fs:ntfs komutunu kullanarak NTFS olarak biçimlendirin. Eğer biçimlendirme işlemi başlamadan önce sabit disk yada sabit disk parçası etiketi sorulursa 9. adımda belirlediğimiz adı girin. Örneğin ben WNY olarak girdim.
14. Biçimlendirme işlemi bittikten sonra kurulum işlemine başlayabiliriz. Bunun için kurulum dosyalarını kopyaladığımız konumda bulunan sources klasöründeki setup.exe dosyasını çalıştırın. Örneğin ben E:\Windows7\sources\setup.exe komutunu kullandım.
15. Artık kurulum işlemini DVD’den yapar gibi devam edebilirsiniz.
Genel notlar:
Ben şahsen kendim bizzat Windows XP üzerinde denedim ve sorunsuz şekilde Windows 7 kurulumunu yaptım. Eğer DVD yazıcınız varsa ve her yeni sürümü kurmak istemiyorsanız en son sürümü indirip (an itibariyle build 7057) zahmetsiz şekilde normal kurulum yapın.
Windows 7 şimdilik kalıcı olarak kullanılacak bir sistem değil en azından benim için. Windows 7′yi 2 gün boyunca denedim ve birçok programın kararsız çalıştığına hatta bazen hiç hata mesajı vermeden kapandığına şayet oldum.
1024×768 çözünürlüğünden daha büyük çözünürlükle kullanmanızı öneririm. Soru ve sorunlarınızı yorum kısmında belirtebilirsinizi.
etiketler: 7, dvd, dvdsiz, format, kurma, kurulum, vista, windows
admin: 13 March 2009 | kategori: İnternet | 2 yorum var
Başlıktaki soruya cevap aramaya başlayalı çok uzun zaman olmadı. Araştırmalarım ve bildiklerim gösteriyor ki bu soruya verilebilecek mantıklı tek cevap ‘Tekelleşmek‘.
Google Tekelleşmeye mi çalışıyor?
Google ile yatıp Google ile kalkıyoruz. Son yıllarda neredeyse bütün internet dallarında bir temsilcisi olmaya başlayan Google gittikçe büyüyor yada bir başka deyişle tekelleşiyor. Epostalarımızı, dökümanlarımızı, ajandalarımızı, fotoğraflarımızı, takip listelerimizi ve buna benzer birçok şeyimizi Google‘ın sunduğu hizmetler aracığıyla üretip kullanıyoruz.
Ancak şunu hiç düşündünüz mü? Ya Google bir hatamızı görüp hesabımızı bloke ederse ve erişimimizi engellerse. Böyle bir durumda yapabileceğimiz bir şey çok çünkü Google ‘Terms of Service‘nde belirttiği üzere;
4.4 You acknowledge and agree that if Google disables access to your account, you may be prevented from accessing the Services, your account details or any files or other content which is contained in your account.
yani
4.4 Google’ın hesabınızı devre dışı bırakması durumda sunulan Hizmetlere, hesap bilgilerinize yada ilişkili herhangi bir dosyaya yada içeriğe erişemeyeceğinizi kabul etmiş sayılırsınız.
Google’ın herhangi bir hizmetini kullanmakla beraber bu ve bunun gibi birçok koşulu kabul etmiş sayılıyorsunuz ve hesabınızla ilgili hiçbir yaptırım hakkınızın olmadığını onaylıyorsunuz. Maksadım Google düşmanlığı yaratmak değil ki zaten kendim de Google’ın bütün hizmetlerini kullanıyorum. Bu yazıyı yazmama neden olan şey gelirsek: Google AdSense adlı reklam programını kullanıyordum ve hala kullanmaktayım. Gün geçtikçe gelişiyor ve yeni özellikler ekleniyor. Ancak bugün farkettiğim bir özellik artık gelişmenin çığrından çıktığını gösteriyor.
Site Yetkilendirmesi. Bu özellik yetki gerektiren sayfalara erişip reklamlarla ilişkili içeriği belirlemeyi sağlamak amacıyla geliştirilmiş. Yani Youtube, Friendfeed gibi içeriğini sizin gibi kullanıcıların geliştirdiği servislerdeki profil sayfalarınızı ve sizin oluşturduğunuz içeriği indexlemek için kullanıcı adınız ve şifrenizi istiyor. Böylelikle Google elinde bulundurduğu aracı kullanarak sanal dünyanın Tanrısı olma hedefine bir adım daha yaklaşmış oluyor.
Büyeyen, gelişen, para kazanan, tekelleşmeye başlayan bütün firmalar elindeki olanakları son mertebesine kadar kullanarak tek güç olmaya çalışır, bu bir kuraldır. Bu birçok firma için geçerli. Microsoft örneğinden bu kadar gücün tek bir elin kontrolü altına bırakılmasının ne gibi sonuçlar doğuracağını rahatlıkla görebiliriz. Umarım Google bu kadar hedefi daha doğrusu iç güdüyü dizginleyebilir ve biz kaldığımız yerden güvenilir Google’ı kullanmaya devam ederiz.
etiketler: adsense, gmail, google, loto, monopol, süper, tekel
admin: 8 March 2009 | kategori: Bloglama | 3 yorum var
29 Mart günü oyumuzu kullandıktan sonra elimde mürekkep, kalbimizde gelecek izleri bulunurken Alisko’nun tabiriyle Balçova Teleferik altındaki Kır Kahvesinde Türk Blog Yazarlarının İzmir Distrübütör’ü olarak buluşacağız. Blogun olsun olmasın gelebilirsin hatta forum fanatiği olsan bile gel, sonuçta değişim lazım.
Bununla beraber 4 olacak ve ben 3. hariç hepsine katıldım, mutluyum, gururluyum. Sosyal ağı kullanarak kendimize sosyal çevre oluşturma işlemi çerçevesinde güzel deneyimler bırakıyor insana. Daha önce Ankara ve Bursa buluşmalarında da bulundum ve şunu söylemek istiyorum: “Daha sık yapmamız lazım.”
Buluşmayla ilgili detaylı bilgiyi 0232 4 8 15 16 23 42 numaralı telefonu arayarak öğrenemeyeceğin için bir alt paragrafta biraz bahsedeciğim ama olurda beğenmezsen Alisko resmi internet sitesinde herşeyi açıklamış.
Tüm bilimsel hesaplamalarımız şu sonucu verdi ki buluşma için en uygun zaman aralığı 14:00 – 18:00. Zaman kolay yer neden böyle derseniz işte derim. Bence uygun şayet diğer buluşmalar hep Alsancak civarında yapıldı ve yer sıkıntısı resmen bizi yedi bitirdi. Eğer yolu bilmiyorum diyorsan bu haritanın çıktısını al ve benim Ankara buluşmasında yaptığım gibi kopilot olmadan yolunu kendin bul.
Ha birde alkol yok ona göre. Sosyalleşmeye çalışıyoruz sarhoşlaşmaya değil. Ama böyle zamanların dışında az ve öz içmek pek kötü birşey değil. İsterseniz kendi blogunuzda bahsedersiniz isterseniz şu feysbuk iventini şeyr edersiniz. Kesin olarak durumun belli değilse ki nasıl bir duygu olduğunu bilirim, yanına yıldız koyabiliyorum en parlağından. Görüşmek üzere…
etiketler: 29, alisko, ankara, balçova, blog, buluşma, bursa, facebook, izmir, kahvesi, kır, mart, tby, teleferik
admin: 8 March 2009 | kategori: Denemeler, İnsanlık | yorum yok
Seri fikir üretimine başlamış olan Fikir Atölyesiyine dahiyane bir fikirle karşımızda. Bu fikir sadece zeka kokmasıyla kalmıyor, ayrıca insanlık, eğlence ve yardım kokuyor. Zaten isim eğlenceyle iyilik yapma duygusunun nasıl iç içe geçtiği kısaca anlatıyor değil mi?
Mantık basit. Fikri bol arkadaşımız Tunç‘un hazırlayıp sunduğu, kamera arkasında biz bloggerların olduğu şu kartçık nüshasını A4′e 8′er 8′er serpiştiriyoruz. Kesip bir güzel cüzdanımıza yerleştiriyoruz. Ne zaman canımız sıkılsa, yardıma ihtiyacı olan birini görsek yada sadece insan olmak istesek bir kart çıkartıyoruz. Etrafa bakınıyoruz azcık yardım yapmaya değer, nur yüzlü olmaya yakın yada aday kişicanları, abileri, ablaları seçiyoruz. İşte işlem başlıyoruz.
Onu en çok mutlu edecek olarak görünen şeyi kafada tasarlıyoruz, tabi ki de eğlenceyi ve yaratıcılığı unutmuyoruz. Görevi tamamlayıp kendimizi 2 saniye içinde imha etmeden önce o güzelim yardım kokan kartı iliştiriyoruz insanlık duygularımızı tekrar hayata geçiren yardım nesnesine. Sonra anonim oluyoruz, thin air oluyoruz ve yok oluyoruz.
“Free Hug” videosunu izlerken hissetiğim kelebeklenme duygusunun aynısını Atölye-i Fikr’deki yazıyı okurken de hissettim, sevindim ve kendimi bunu yapmak için yaratılmış biri olarak atadım. Tunç’un en sona eklediği olasılığı düşünmeden de duramıyor olduğumu belirtmek ister, o geri dönen karta kavuşmak için dua ederim.
Eee ne duruyorsunuz, ben hemen başlıyorum…
etiketler: atölye, dahiyane, eğlence, faili, fikir, free, hug, kart, kartçık, kıyak, mantık, meçhul, yardım
admin: 4 March 2009 | kategori: Yakaladım | 6 yorum var
Lost’un 5. sezonu devam ediyor ve bazı sorularımız cevaplanırken kalan soruların yanına cevaplananların 5 katı kadar soru ekleniyor. Karışık bir cümle oldu ama “Lost” doğuştan karışık.
İlk olarak bahsetmek istediğim konu: Ajira Airways. Adadan ayrılanların tekrar adaya dönebilmeleri için binmeleri gereken 316 sefer sayılı uçağın bulunduğu firma. Normal kişilere, Lost kolik olmayanlar demek istiyorum, basit bir senaryo geçişi olarak gelebilir ama bana hiçte öyle gelmedi ve araştırmaya başladım. Çok zaman geçmeden Ajira Airways‘in internet sitesini buldum. Her zaman girdiğim sitelerde yaptığım gibi kaynak kodlarını incelemeye başladım ve anasayfada’nın kaynağında yer alan yorum parçası olarak bırakılmış bir HEXADECIMAL kod gözüme çarptı. Lost’un senaristlerinin ne kadar geniş düşündüğünü hatırlayarak bu kodu ASCII koduna dönüştürmeyi denedim. Çok zor bir işlem olmadığı için hemen hallettim ve karşılık olarak gelen metni görünce çok şaşırdım.
HEX: 46 6f 72 20 47 6f 64 20 73 6f 20 6c 6f 76 65 64 20 74 68 65 20 77 6f 72 6c 64 20 74 68 61 74 20 68 65 20 67 61 76 65 20 68 69 73 20 6f 6e 65 20 61 6e 64 20 6f 6e 6c 79 20 53 6f 6e 2c 20 74 68 61 74 20 77 68 6f 65 76 65 72 20 62 65 6c 69 65 76 65 73 20 69 6e 20 68 69 6d 20 73 68 61 6c 6c 20 6e 6f 74 20 70 65 72 69 73 68 20 62 75 74 20 68 61 76 65 20 65 74 65 72 6e 61 6c 20 6c 69 66 65 2e
ASCII: For God so loved the world that he gave his one and only Son’ that whoever believes in him shall not perish but have eternal life
ASCII(TR): Çünkü Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlu’nu verdi. Öyle ki, O’na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, hepsi sonsuz yaşama kavuşsun
Sizin de farkettiğiniz gibi dildeki yoğunluk ancak bir kutsal kitapta olabilir. Tekrar Google’a başvurarak bu metnin İncilden bir bölüm olduğunu farkettim. Ancak öyle sıradan bir bölüm değil bu. John 3:16 tabir edilen Yuhanna 3 adlı bölümün 16 cümlesi ki bu Hristiyanların en iyi bildiği bölümlerden biriymiş. Gördüğünüz gibi John bay Locke’u, 3:16 ise uçağın sefer sayısını işaret ediyor.
Benim anladığım kadarıyla diğerlerinin adaya geri dönmeleri ve kötü duruma düşmemeleri için John’un kendini feda etmesinden bahsediyor ki zaten Christian Shephart John adayı terkederken “That’s Why They Call It A Sacrifice” diyerek bazı fedakarlıklar yapması gerektiğini söylemişti.
Bununla da kalmıyor. Siteye iyice incelediğimde sabit değişmezlerin olduğunu gördüm. Bunlardan biri 316 sefer sayılı uçuşun dışındaki uçuşlardı ve bunlar 613 – 9:30am, 334 – 10:30am, 622 – 2:30pm, 136 – 4:45pm sayılı uçuşlar. Bunlardan yola çıkaran söz konusu olabilecek İncil bölümlerini internetten araştırdım ve şu metinleri elde ettim.
Yuhanna 6:13 – Onlar da topladılar. Yedikleri beş arpa ekmeğinden artakalan parçalarla on iki sepet doldurdular.
Yuhanna 3:34 – Tanrı’nın gönderdiği kişi Tanrı’nın sözlerini söyler. Çünkü Tanrı, Ruh’u ölçüyle vermez.
Yuhanna 6:22 – Ertesi gün, gölün karşı yakasında kalan halk, önceden orada sadece bir tek tekne bulunduğunu, İsa’nın kendi öğrencileriyle birlikte bu tekneye binmediğini, öğrencilerinin yalnız gittiklerini anladı.
Yuhanna 1:36 – Oradan geçen İsa’ya bakarak, ‹‹İşte Tanrı Kuzusu!›› dedi.
Dizide işlenen konuya ne kadar çok benzediğini görmezden gelmek mümkün değil. Örneğin, 6:13′de toplanıp uçakla seyahat eden 12 kişiden bahsediliyor. Aydınlatamadığım birkaç şey kalmadı değil. Mesela seferlerin saatleri, sabit ücret olarak gösterilen $87 ve anasayfada yer alan ve hep aynı şeyi gösteren hava durumu. Acaba diyorum en sevdiğimiz sayılar olan 4 8 15 16 23 42‘lere kardeşler mi geliyor. Eğer bu metinlerden ve sayılardan birşey çıkarırsanız yorum yazın da biz de öğrenelim.
Daha bitmedi. Diğer sayfalarıda incelediğimde gizlenen birçok şeyle karşılaştım. Bunlardan biri de “Flights” sayfasında yer alan başka bir HEXADECIMAL kod oldu.
HEX 53 6f 20 6f 66 66 20 74 68 65 79 20 73 74 61 72 74 65 64 20 61 62 6f 75 74 20 49 72 69 73 68 20 73 70 6f 72 74 20 61 6e 64 20 73 68 6f 6e 65 65 6e 20 67 61 6d 65 73 20 74 68 65 20 6c 69 6b 65 20 6f 66 20 6c 61 77 6e 20 74 65 6e 6e 69 73 20 61 6e 64 20 61 62 6f 75 74 20 68 75 72 6c 65 79 20 61 6e 64 20 70 75 74 74 69 6e 67 20 74 68 65 20 73 74 6f 6e 65 20 61 6e 64 20 72 61 63 79 20 6f 66 20 74 68 65 20 73 6f 69 6c 20 61 6e 64 20 62 75 69 6c 64 69 6e 67 20 75 70 20 61 20 6e 61 74 69 6f 6e 20 6f 6e 63 65 20 61 67 61 69 6e 20 61 6e 64 20 61 6c 6c 20 6f 66 20 74 68 61 74 2e
ASCII So off they started about Irish sport and shoneen games the like of lawn tennis and about hurley and putting the stone and racy of the soil and building up a nation once again and all of that.
Kısa bir Google’lamayla bu metnin “James Joyce, Jeri Johnson” tarafından düzenlenen “Ulysess” adlı kitabın 303. sayfasından bir parça olduğunu gördüm ki bu kitap 1056 sayfa.
Diğer sayfalarda ise kodlanmamış olarak aşağıdaki metinler yer alıyordu. “Destination Destiny” sayfasında
LAX= Los Angeles, ABD
HND- Tokoyo Haneda Havaalanı, Tokyo
GLA= Büyük Britanya
BWU= Bankstown, Avustralya
GUM= A B Won Havaalanı, Guam
PEK= Peking Havaalanı, Pekin, Çin
GMP= Gimpo Domestic Havaalanı, Güney Kore
etiketler: 316, 815, episode, flight, island, john, locke, lost, sacrifice, uçuş