anasayfa
iletişim
twitter'da ben
rss besleme

Hediye yağmuru devam ediyor

admin: 26 Ocak 2009 | kategori: Bloglama | 1 yorum var

Son zamanlarda blogu olmayana kız vermeyecekler sözüne inanmaya başlamıştım ancak artık durum onuda aştı. Artık blogunda hediye dağıtmayana kız vermiyorlarmış. Aslında bu kötü birşey değil ancak hediye veremeyen blogcu arkadaşlara avuçlarını yalatması beni üzüyor ‘neden acaba?’ :)

Neyse konumuza dönelim, zaten konudan hiç çıkmamışım yaa. Güvendiğim blogların hediye haberlerine blogumda yer vermekten çekinmiyorum ve Ahmet Kırtok‘un 3 tane birbirinden değerli hediyesini sizlere sunuyorum. Yarışmayla ilgili herşey burada yer alıyor. Bu çekiliş düzenli olarak tekrarlanacağı için Ahmet Kırtok’un RSS beslemelerine abone olmanızı tavsiye ederim ki ben oldum, yağcılık değil valla.

Hediyeler;

1 kişiye Flip MinoHD Video Kamera, 1 kişiye Search Engine Marketing Inc. kitabı ve 1 kişiye de The Goal adlı kitap.

Kimseyi bilmeden etmeden yargılamak istemiyorum ancak üstte güvenerek bahsettiğim kişi bu yarışmanın sonuncu gününden beri tek kelime etmedi. Üzgünüm.

etiketler: , , , , , , , , , , ,

Ne olacak milletçe halimiz

admin: 23 Ocak 2009 | kategori: Denemeler, Gizli kalanlar, Türkiye | yorum yok

“Ben her şeyden önce bir Türk milliyetçisiyim. Böyle doğdum. Böyle öleceğim. Türk birliğinin bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben görmesem bile, gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağım. Türk birliğine inanıyorum, onu görüyorum. Yarının tarihi, yeni fasıllarını Türk birliğiyle açacaktır. Dünya sükûnunu bu fasıllar içinde bulacaktır. Türk’ün varlığı bu köhne âleme yeni ufuklar açacak, güneş ne demek, ufuk ne demek, o zaman görülecek.” — Mustafa Kemâl Atatürk.

Yüce Atamız Mustafa Kemâl Atatürk’ün rüyalarında gördüğü, ölürken bile hayal edeceğini söylediği Türk Birliğini yine Onun önderliğinde az da olsa Kurtuluş Savaşında sağlamıştık. Ancak yine Atamızın söylediği bir söze dayandırılarak bu birlik dış güçler tarafından yok edilmeye çalışılıyor ve iç güçler bunu “Batıcılık” olarak görmemizi sağlıyor.

Ulu Önderimizin “Batıcılık” tanımı herşeyi daha iyi açıklıyor; “Batıcılık, sadece belirli bir konumu, coğrafi istikameti ya da gücü belirtmez. Batıcılık, devletin gelişmesi için ileri teknolojiyi, gerçekçi bilimi, arıtılmış siyasi düzeni ya da devletin mensur medeniyetler seviyesine çıkması için gereken her türlü niteliği ya da niceliği örnek alarak ya da kullanarak millete ve ülkeye faydalı olmanın kavramlaşmış halidir.”

Atamızın batıcılık söylevini yanlış anlamış olacaklar ki, iç güçler bu kavramın altına saklanarak emir komuta zincirinin dış güçler tarafından kontrol edilmesine izin vermekteler. Öyle ki gelişebilmek için Borç almak ve alınan borcu kullanarak gelişmeyi hayal etmek iç güçlere öylesine gerçekçi geliyor ki, alınan borç bitmeden hatta ödenmeye daha başlanmadan yenisi için başvuru yapılıyor. Hiç düşündünüz mü bu borçlar ne işe yarıyor.

Dış güçlerin eline verdiğimiz kozlar yetmiyormuş gibi bir de doğal kaynaklarımız olan Osmiyum ve Bor madenleri sanki önemsiz şeylermiş gibi hiç gündeme gelmiyorlar. Bilmiyorlar ki Iraktan sonra sıra kime gelecek. 270.000 ton Osmiyum kaynağımız var ve ederi dış ve iç borçlarımızın toplamının 10 katından daha fazla. Bor ve diğer önemli madenleri saymazsak. Bu hesaplamaları yapabilmek için Bilim Adamı olmaya gerek yok ki zaten ülkemizde onlara da değer verilmiyor. Avrupa ve Amerika ülkelerinde en önemli bilim dalının Fizik olmasına rağmen ülkemizde neden üniversitelerde en az değer verilen bölümlerden biri. Fizik bölümünden mezun olan kişilerin tek çıkarı öğretmen olmak mı? Neden bu kaynaklar kullanılmıyor ve kullanılmasına yardım edecek kişiler yetiştirilmiyor. Belki bizden saklanan birçok şey var ancak durumumuz malum görünen köy kılavuz istemez.

Alınan borçlar sadece ve sadece borç veren uluslararası sistemin öncülerine ve ülkemizdeki bazı kodamanlara yem oluyor. Ancak tüm borçlar bütün ulusa mal ediliyor, Sonuç; aç vatandaş daha aç, orta direk ise direkten kaçıyor. Acınacak haldeyiz ve gözünden tek damla yaş gelen yegane kişi Mavi Gözlü Dev Mustafa Kemâl Atatürk.

Videonun kat kat daha kısa olmasına rağmen bu yazıdan daha açıklayıcı olacağına eminim.

etiketler: , , , , , , , ,

Lost’un 5. sezonuna geri sayım

admin: 21 Ocak 2009 | kategori: Günlüğüm | yorum yok

Aylardır, hatta az daha sıksak yıllardır diyebileceğimiz bir süre, Lost’un 5. sezonunun başlamasını bekledik en azından ben bekledim. Beklenen gün geldi çattı yeni sezona saatler kaldı. Bir dizi ne kadar uzarsa seyirci sayısı ve diziye gösterilen ilgi aynı oranda azalır ama bu galiba benim için geçerli değil zira aylardır bugünü bekliyorum.

Geçen sezonun sonunda olan acayip olaylar, beklenmedin flash-forwardlar yeni sezonun ne kadar heyecanlı ve açıklayıcı olacağı konusunda ipuçları vermişti. Ada ‘büyük bir vanayı çevirmekle’ ortadan kaybolmuştu, bazıları kurtulmuştu, John Locke tabuttaydı, herkes birbirinin kardeşi çıkmıştı, gemiler patlamıştı ve adaya dönmeleri gerektiği dile getirilmişti.

Yeni sezonun ‘Sneak Peek‘ini izlerken daha çok adaya dönme çabalarının anlatıldığını gördüm ama umarım bütün sezon sadece bu konuya yönelmez.

Eee hadi bakalım geri sayalım. 959dk.. 958dk.. 957dk..

etiketler: , , , , ,