anasayfa
iletişim
twitter'da ben
rss besleme

Zombi istiyorum zombi

admin: 31 Ocak 2008 | kategori: Günlüğüm | yorum yok

Zombi istiyorum işte başlıkta da demiştim. Elimde pompalı tüfekle dolaştığım boş bir şehir istiyorum. Şehirde aradığım arkadaşımı bulmak için girdiğim sokaklarda karşıma onlarca zombi çıkmasını istiyorum sonra elideki dolu tüfekle kafalarına kafalarına vurmak istiyorum. Benimde aralarında bulunduğum zombi sürülerindeki normalde ölü olan insanlara yardım etmek istiyorum. Aynı 28 Hafta Sonra adlı filmdeki gibi bir binada kıstırılmak ve yüzlerce zombiyi bombayla öldürmek istiyorum.

Hayır delirmedim, hayır sarhoş değilim, evet öss‘ye hazırlanıyorum yani hazırlanamıyorum daha doğrusu kendimi zombi gibi hissediyorum!

Sondan bir önceki karne günü

admin: 25 Ocak 2008 | kategori: Günlüğüm | yorum yok

Örnek bir karneBugün sona yaklaştığımın bir habercisi olan I. dönem karnesini milyonlarca öğrencinin yaptığı gibi aldım. Tabi artık alıştığım için eskiden olduğu kadar heyecanlanmıyorum karne alırken. Yani okul tam zamanında bitiyor bu işin artık heyacanı falan kalmadı (: Acayip bir olaya imza atıp okulumuz bize bugün turnuva maçı koymuş. Karne almadan önce biraz koşturduk yani. Bu sene beden dersimiz olmadığı için resmen topa vurmayı daha doğrusu topu tutmayı unutmuşum. En son 9 ay önce geçen seneki beden dersinde top oynamıştım. Bu ikinci maçımız oluyor ve ikisinde de berbat bir oyun sergiledim. Neyse konumuz karneydi (:

Dediğim gibi sonun yaklaşması beni karne almaktan daha çok heyecanlandırıyor. Şöyle oturupta bir düşünüyorum da okul bittiği zaman ne yaparım? Sabah kalkmak yok, saç kestirmek yok, traş olmak yok, ders, sınav kaygısı yok. Aslında ne rahat diye geçiyor içinizden ama bunca senelik düzeniniz bitiyor. Bunun üstünde birde öss benim için kötü olursa iyice bitiyor herşey. 195 dakikalık o sınav program yazmaya hiç benzemiyor. Bir program yazarken çok zevk alıyorum, sonucunda oluşan uygulamayı kullanmayıda seviyorum ama öss öyle değil sonucunda muhtemelen elde edeceğim sonuç mutlu edecek ama o süreç insanı sıkıyor.

Sözde blog’umda bir karnemden bahsedecektim, resmen dolmuşum yahu. Neyse bu yazıda asıl bahsetmem gereken şeyi unuttum (:notlarımdan. Notlarım diğer senelere göre iyiydi hatta birde teşekkür aldım. Teşekkür-Takdir almak için uygulanan sistem değişmiş. Eskiden 5′lik sisteme göre 3.5 ve üzeri teşekkür 4.5 ve üzeri takdir oluyordu ama artık öyle değil artık 100′lük sisteme göre 70 ve üzerine teşekkür 85 ve üzeri takdir oluyor. Bu sistem değişikliği yüzünden birçok arkadaşım teşekkür alamadı. Not ortalaması 3.5 geçipde 69.97 olduğu için teşekkürü kaçıran var. Neyse hepinize başarılar.

Parıltı:ücretsiz wordpress temamız

admin: 24 Ocak 2008 | kategori: Projelerim | 2 yorum var

Şuan bu blogda kullandığım temayı yayınlamaya karar verdim. Temaya benzersiz diyemem, portfolio vs gibi ilham kaynakları yapmaları gereken işi yapıp bana ilham verdiler. Herhangi bir hata bulursanız rahatlıkla admin[at]microturk[nokta]net adresine gönderebilirsiniz. Profesyonel bir tasarımcı olmadığım için css kodlarında unuttuğum şeyler kesinlikle vardır.

Umarım bu temayı güzel işlerde kullanırsınız. Şuan bir demo sayfası veremiyeceğim ancak temanın tam ekran görüntüsünü vereceğim.

Yukarıda belirttiğim adrese sadece hataları göndermeyin tabi ki. İstek, öneri ve görüşlerinizi belirterek beni mutlu edebilirsiniz.

Yazının devamını oku »

Anadolu takımları: Sivasspor

admin: 23 Ocak 2008 | kategori: Türkiye | yorum yok

Turkcell süper ligde bu sezon büyük bir patlama yapan Sivas spor sayesinde Anadolu takımlarının değeri daha yeni yeni anlaşılmaya başladı. Sadece 3-4 takımın şampiyon olmasından dolayı bence futbolumuz gelişemiyor. Koyu bir Beşiktaş‘lı olmama rağmen bu sezon ligden tek beklentim Sivas spor‘un şampiyon olması ve avrupada iyi işler başarması.

Büyük firmalar sadece adlarının daha da duyulmasını istiyor tek düşündükleri daha çok para kazanmak. İşte bu yüzden Manisa spor‘a, Sivas spor’a … sponsor olan yok. Türk futbolu bence 3ncü olduğumuz dünya kupasından sonra bir düşüşe girdi. Bu düşüşten kurtulmamız bence bu sene Anadolu takımları sayesinde olacak.

Vestel Manisa spor’un en büyük şanslarından biri Vestel gibi büyük bir firmanın sponsorluktan öte yandaşı olmasıdır. Geçen sezon çok iyi bir başlangıç yapan ancak sonradan biraz tökezleyen Manisa spor bu sezon düşüş hattında yer alıyor. Manisalı olarak düşmemesini umuyorum çünkü Manisa spor’un iyi şeyler yapabileceğiniz biliyorum.

Turkcell süper lig’de ilk 5′in içinde yer alan Kayseri spor‘da bu sezon iyi işler çıkarmaya başladı. 4 büyüğe boyun eğmedi hatta Fenerbahçeyi 2-1, Trabzon spor’u 1-0 yendi. Trabzon spor ise bu sezon pek iç açıcı bir oyun sergileyemedi. Yönetim kadrosundaki sıkıntılar yüzünden başı dertten kurtulamadı.

Temennim Anadolu takımlarının daha da güçlenerek Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray’ın yanında Avrupada adlarımızı duyumalarıdır.

Expo 2015 için İzmir’i Oylayın

admin: 19 Ocak 2008 | kategori: Türkiye | 2 yorum var

Daha önceki yazımda da belirttiğim gibi expo 2015 İzmir için elimden geleni yapabilmek için gönüllü oldum. Sizde bir faydanızın dokunmasını istiyorsanız şu sitedeki ankete İzmir için oy verebilirsiniz. Böyle organizasyonlar ülkemizin adının duyulmasına ve şehirimizin daha modern bir görünüm kazanmasını sağlayacak. İnşallah bunların devamıda gelir…

Yine oldu!

admin: 19 Ocak 2008 | kategori: İnternet | yorum yok

Yine olan oldu ve Youtube tekrar erişime engellendi. Ben hala neden bir engellemenip bir kaldırıldığını anlamadım. Bence artık engellenen sitelere hangi kurallara karşı geldiklerini ve bu kurallara uymayan içeriği hata sayfasıyla birlikte eklemeleri lazım. Aslında birçok kişi için farketmiyor bu engellenen sitelere girmek için vekil dns yada proxy diye birşeyler icat edilmiş :)

Alın size ekran görüntüsü:

Türkiyede markalaşmak

admin: 15 Ocak 2008 | kategori: Denemeler | yorum yok

Türk insanı sevdiği şeylere bazen gereğinden fazla önem veriyor. Bu şeyin ne olduğu hiç önemli değil, duruma göre deterjan bile olabilir. Bu deterjan örneği nereden geldi diye sorarsanız birkaç satır sonra vereceğim örnek ne demek istediğimi tam olarak anlatır sanırım.

Eski Türk filmlerinden ve büyüklerimizden kaptığımız geçmişsel bilgilere dayanarak “Tursil” adının deterjanla özdeşleştiğini görebiliriz. İnsanlar o zaman Tursil dedimi direk deterjan anlaşılırmış. Yani Tursil markası deterjanı simgeleyen bir isim haline dönüşmüş. Bunun en büyük nedenlerinden biri büyük ihtimalle Tursil’in ilk paketli deterjanlardan biri olmasıdır.

Tabiki bu sadece bir deterjandan ibaret değil. Permatik de var bu işin içinde. Örneğin şimdi permatik dediğimde aklınıza ne geldi tabiki jilet. Aslında sizinde bildiğiniz gibi permatik aslında bir marka.

Türkiyede bir ürünün tutmasını sağlayacak stratejilerin arasında halka ürünü sevdirerek ürünün adını isimleştirmek de olacak. Bu konuyla ilgili onlarca örnek verebiliriz. Bu yazıyı yazmama neden olan asıl örneği ise yazının ayrıntılarını düşünürken unuttum :) Neyse ne demek istediğim anlaşıldı kanımca.

Şu ie’nin yaptığına bak

admin: 5 Ocak 2008 | kategori: Projelerim | 1 yorum var

Şu internet explorer denen şey harbiden insana ağız tadıyla bir tema tasarlattırmıyor. Firefox‘da Miss Turkiye kızı gibi görünen tema internet explorer’da resmen Aysel Gürel‘e dönüyor. Temanın yapım aşamaları bittikten sonra ilk temamı yayınlayacaktım ki internet explorer dalgası çıktı. Tasarımda bir sorun olduğunu zannetmiyorum, css dosyasında da sorun yok. Galiba tema dosyalarını ansi karakter setinde çevirirken whitespace olarak geçen gizli karakterler oluştu. Hadi hayırlısı…

Artık ya Internet Explorer 7′ye geçilsin yada Firefox’a, bıktım ama… :(

İnsanlık olgusu ve yaşam

admin: 3 Ocak 2008 | kategori: Denemeler | yorum yok

insanlık olgusu ve yaşantı

Sizce insanlık nedir? Yada daha anlamlı bir deyişle insan olmanın getirdiği gereklilikler nedir? Bazen yolda gördüğünüz bir evsize yardım etmek mi, yoksa birine en gerektiği anda uzatılan el mi? Bence hiçbiridir! İnsanlık bazen başkalarından çok kendini düşünmektir, neden bu kadar acımasız olduğumuz sorarsanız kesin cevabım doğal seleksiyon böyle gerektiriyor olurdu.

Doğal seleksiyon
Bir varlığın bir birey olarak hayata devam edebilmesi için kendisi için en uygun davranışı yapması olarak tanımlanabilir herhalde. Kendisi için en uygun davranışı yapma sırasında hiçbir dış etkiden etkilenmeden en acımasız yada en canice yöntemleri kullanma bile doğrudur. Sizce yaşadığımız dünya bu kadar acımasız mı? Yoksa aynı matrix üçlemesindeki gibi aslında biz gerçek dünyada değilmiyiz? Yada nihilistler gibi hiç birşey yok mu? Bunların cevapları sizin içinizde, herkes bunlara farklı yanıtlar verebilir çünkü herkesin yaşam için belirlediği felsefe başkadır.

Dünyada sadece bir sınavı vermek için mi yaşıyoruz? Platon’un dediği gibi aslında herşey ideamızın bir yansıması mı? Gördüğümüz, duyduğumuz, hissetiğimiz kısacası beş duyu organımızla algıladığımız herşey aslında birer kopya mı? Ulaşmaya çalıştığımız hedef bu idealara erişmek mi? Yazının burasına kadar nerdeyse sırf soru sorarak geçti ancak artık bence diyerek başladığımız cevaplar verme zamanı geldi.

Bence yaşadığımız yani yaşamak zorunda olduğumuz hayat büyük bir sınav, çok büyük bir sınav. Dinsel anlamının dışında resmen bildiğimiz sınav. Ama okulda yapılan sınavlarla arasındaki tek fark puan alabilmek için soruya bağlı tek yanıt olmaması. Kendimiz için yararlı bir sonuç doğuran her yanıt doğru! İşin içinde kötülük bile olsa.

Zorda kaldığınızda küçük bir kız çocuğunu yiyebilir misiniz? Bence doğal seleksiyonun gerektirdiği yemektir ancak bizim için doğru cevap bu olmayabilir. Sorulara verdiğimiz yanıtların doğruluğunu kontrol eden akıl, mantık, ruh üçlüsüdür. Bu üçlüden hiçbiri tek başına bizim için en doğru kararı veremez. Bu örnek nereden geliyor diyorsanız hannibal lecture diyebilirim.

Karşılık verme
Zor ve sinirli bir anda tüm hayatımızı mahvedecek bir karar verebiliriz. Nevsimize hakim olamadığımız bir kavga anında sadece hırsımız için çok kötü sonuçların doğmasına sebep olabiliriz. O anda aklımız ve ruhumuz bize yapmamamız gereken o kötü davranışı önerir ancak mantıken bir karar almaya kalkarsak onun yanlış olduğunu anlarız. Sizce hangisi doğru?

Eğer beni tanıyorsanız aslında bu kadar konuşgan olmadığımı ve bu kadar derin yazamadığımı bilirsiniz. Bende anlamadım bu kadar felsefik bilgi nerden geldi, halbuki felsefe derslerinde genellikle matematik testi çözerim. Ama bu sefer bunu yazmak içimden geldi. İlham denilen şey bu olsa gerek!