anasayfa
iletişim
twitter'da ben
rss besleme

karabasan (uyku felci)

admin: 29 Aralık 2007 | kategori: İnceleme | 8 yorum var

Birkaç yıl önce ilk kez başıma geldiği zaman çok korkmuştum. O zamanları ve nasıl bir çözüm bulduğumu yada tanıdıklarıma ne şekilde anlattığımı hatırlamıyorum sadece o gece başıma gelenleri hatırlıyorum.

Bir gece normal bir şekilde yatağa gittim ama hayatımdaki en korkunç gecelerden biri olacağı aklıma hiç gelmezdi. Saatle ilgili hiçbir bilgim yok ama etraf karanlıktı, gecenin köründe neden yada nasıl oldu bilmiyorum gözlerimi açtım ancak en karanlıkta bile görmem gereken küçük şeylerde yoktu. Vücudum sanki beni tınmıyordu sanki vücudum hacklenmiş gibiydi. Verdiğim hiçbir komutu dinlemiyor hatta nefes bile aldığımı hissedemiyordum. Üstümde sanki tonlarca yük binmişti o korku durumunda öleceğimi düşündüm ve korku filmlerindeki ambians sesleri gibi gelen seslere küfür etmeye başladım, içimden, ve yüksek frekansta daha çok canavar sesine benzeyen bir sesle bitti bu durum. Korku seviyemin tavanda olması ışıkları açmaya kadar gitmem için bile cesaret toplayamama neden oldu ve tekrar uykuya daldım. Sabah kalkıp evdekilere sorduğumda daha cümlem bitmeden “karabasan” dediler.

Karabasan, adı bile korkunç ama yaşadım. Yakınlarım böyle bir durum olursa dua etmen yeterli dediler. Ancak bir süre sonra tekrar oldu aynı şeyler. Tekrar sistem belleği azalmış Windows gibi kastım kaldım. Ama bu sefer dua ettiğimi hatırlıyorum. Çok fazla dua bilmem, akılama gelen tüm dualar bittikten sonra arapça kelimeler tekrarlamaya başladım. Bu seferki karabasan olayının sonunu hatırlamıyorum. Büyük ihtimalle uyuyup kaldım.

Son zamanlarda sık sık olmaya başlayan bu olay beni kendine alışmaya zorluyor gibi. İlk zamanlardaki kadar korkmasanda sonuçta benim dediğiniz vücudunuz sizi dinlemiyor. Bende bunun bilimsel bir açıklaması olması gerektiğini düşündüm ve bir araştırma yaptım. En açıklayıcı şu wiki sayfasını buldum.

İngilizcesi Dreamscapes olarak geçiyor. Tam olarak çevirmek mümkün değil galiba çünkü 2 şekilde yorumlanabilir. Dream + scape (ki scape tek başına anlamsız ama ’scape goat’: günah keçisi, suç üzerine kalan kişi, kabaca, şamar oğlan) yada dream (e)scape. Ben dream(e)scape yani rüyalardan kaçış olarak çevrilebilir diye düşünüyorum ve yorumu size bırakıyorum.

Uyku felci genellikle uyandıktan hemen sonra yada, seyrek olarak, uyumadan hemen önce vücudun uyku haline geçerek hipnopompik felç durumunda kalıp bilincin normal şekilde işlemesi sonucu vücudun hareket ettirilememesi durumudur. Uykunun REM (Rapid Eye Movement, Hızlı Göz Hareketleri) yani rüya görülen kısmında meydana gelen hipnopompik felç durumunda hem normal felç de olduğu gibi hareket kabiliyeti kaybedilir hem de gerçek dışı hayaller görülebilir. Belirli bir süre sonra, eğer tekrar uyumazsanız, felç durumu geçer ve normal hareket yetilerinizi geri kazanırsınız.

İnsan bu şeylerin olmasına neden olan her neyse üstesinden gelmeyi hatta kavga etmeyi düşünüyor ancak dediğim gibi kitlendiğiniz için yapabileceğiniz tek şey bilinçaltınızı savunma pozisyonuna almayı denemek oluyor. Bir an düşünün vücudunuz yok sadece beyniniz var, oda fiziksel olarak değil tinsel olarak. Yani gözlerinizi açtığınızı zannediyorsunuz ancak etraf gerekmediği kadar karanlık. Bir süre için beyninizin içinde yaşıyorsunuz.

Konu hakkında detaylı bilgi almak için burayı, şurayı, öteyi, beriyi tıklayabilirsiniz.

etiketler: , , , , , , , , , ,

yılbaşı

admin: 28 Aralık 2007 | kategori: Günlüğüm | yorum yok

Yılbaşına çok az kaldı. Sınıfça yılbaşı için büyük planlarımız vardı ama bugün kalp kapakçığı ezik biri yüzünden iptal olma eşiğine geldi diyebiliriz. Neyse kötü şeylerden bahsetmeyelim. İnşallah 2007′den 2008′e geçiş bana ve size güzel şeyler getirir. 2007 hayatımdaki en berbat yıllardan biri olarak bilinç altıma yerleşti bile. Yılbaşınız mübarek olsun. Merry Xmas =)

kurban bayramınız mübarek olsun

admin: 20 Aralık 2007 | kategori: Türkiye | yorum yok

Tüm islam aleminin kurban bayramı mübarek olsun. Bu bayramında ülkemiz için huzurlu, mutlu ve herkez için yararlı olması dilekleriyle bu bayram mesajıma burada son veriyorum. Yazıdaki resim için özür dilerim ama bu güne bu gider diye düşündüm :)

bırakası geliyor insanın

admin: 18 Aralık 2007 | kategori: Günlüğüm | yorum yok

Altı Üstü Tasarım‘ın son yazısında ve Lorelle on WordPress‘deki yazıda da belirtildiği gibi insanın bu bırakma furyasına uyup blog’una harakiri yapası geliyor. Zaten zor ve sıkıcı olan hayatımın yapılması gerekenler listesine birde “weblog’unu unutma, zaman ayır, esintiler gelincede yaz” maddesini eklemek zor geliyor açıkçası.

Saplantı. Artık ego tatminimi yoksa saplantımı, yada neyse işte, derseniz diyin ama bir yandan bırakmak geldiği gibi bir yandan da bırakmamak geliyor. Nerden geliyor bunlar derseniz yanıt olarak içimdeki ses ile mantığımın oturup çay içtiği yerden derim.

Ah orda bende çay içebilsem. Şu ÖSS dalgası geçsin bende gidip iç ses ve mantığın çay içtiği yere gitcem ve sorcam ne yapayım biladerlerim diye, ne derlerse onu yapcam. Aslında bu paragrafı içimden ne gelirse onu yapacağım diyerek kestirip atabilirdim ama malum yazıyı uzatmak maksat :)

Bu arada can sıkıntısı sonucu ders çalışmam gerektiği halde ben gibip Delphi‘de MuzikKutusu adlı maksat eğlence olsun ana fikirli bir kopya-ül winAMp aplikasyonu yazıyorum. Yazıyorum derken kodlar falan işte.

Neyse beni ders çalışmaya teşvik edecek bir fikri olan var mı?

Google Türkiye anasayfası güncellendi

admin: 11 Aralık 2007 | kategori: Günlüğüm | yorum yok

Google English‘in anasayfasının aynısı Google Türkiye‘ye de uygulandı. Aslında bu güncelleme iyi oldu çünkü bazen Google’ın hazırladığı yazılımlara ihtiyacım olduğunda önce Açılış sayfam olan Google Türkiye’ye gidiyor daha sonrada footer kısmında yer alan Google English’i tıklıyordum. Sağolsun Google bizi bir tıktan kurtardı :)

seviyesiz insanlarla ilgili bir deneyim

admin: 10 Aralık 2007 | kategori: Günlüğüm | 1 yorum var

Arkadaşlar bugünün ayrıntısına pek girmek istemiyorum ama yazmazsam içinde daha da büyüyecek. Bugün bizim okulda büyük bir kavga oldu, zaten bizim sınıf mimli birde herkez bizim sınıfın üstüne geliyor. Kavga bizim bilader yüzünden çıkmış, malum kız meselesi. Aslında kız meselesi olduğundan dayak yedikten sonra haberim oldu.

Adamlar bizim biladeri tuvalete kapatmış, tuvalette bizim sınıfın karşısında bende can havliyle kendimi attım o helaya. Baktım adamlar kara kara, ufak ufak tipi tip adamlar. Dedim tamam ben bunların hepsini yığarım iki tekmelik işleri var. İşin gerçeği ben oraya kavga etmeye gitmedim bizim biladeri alıp çıkacaktım ama bir baktım ufacık helada küçük küçük dediğimiz adamların sayısı bizim (sin60 x 85) katımız olmuş. Ben kaptım biladeri tam çıkacaktım kapıyı kapatmışlar, başladılar küfür etmeye. Tamam asosyal bir insanım, tamam biraz bu konularda çekiniğim ama küfüre dayanamayıp çabuk alev alırım. O sinirle adamı ittirdim sonra kendimi tuvalet kabinlerinde 4 adamla buldum. Etrafımı sarmışlar kaçış yok. Birine kafa atıp çıktım ordan bir baktım küs olduğum arkadaşlarım benim için kavgaya en önde gitmişler. İsimlerinide vereyim: Ergün ve Kubilay. Kubilay’da pek hasar yok o vurmuş uffak uffak heriflere ama Ergün güçlü olduğu için tek adama 10 kişi dalmışlar. Ağzı yüzü kandı. Ben o sinirle tekrar girdim kalabalığa ama nafile. Biz 7-8 kişiyiz adamlar okulun tüm tipi tip sınıflarını toplamış gelmiş. Yani 7′ye 40 falan rahatlıkla diyebilirim. İçimden diyorum “biz son sınıfız şu çömlerle muhatap olmayalım ama kaçış yok, b*ka basan b*k kokar hesabı oldu bizim iş”.

Yarın okula gidince Ergün ve Kubi’den özür dileyeceğim. İnşallah kabul ederler. Neyse sizin başınızıda çok ağrıttım ama malum insan pisikolocisi =)

ERDURgiller

admin: 9 Aralık 2007 | kategori: Günlüğüm | yorum yok

Feysbuk‘ta kendi kurduğum grup’u tanıtmak için yazacaktım bu yazıyı ama ne kadar boş birşey olduğunu anlayıp tanıtmaktan vazgeçtim :) Neyse artık tanıtmış oldum :D

Bu arada grup’un avatar’ı nasıl :) Web 2.0 stilli hani…

Grup Bağlantısı

yılbaşı buraya erken geldi

admin: 8 Aralık 2007 | kategori: Günlüğüm | 1 yorum var

Bize yılbaşı biraz erken geldi. Bugünden yılbaşı banner’ımız hazır :) Hadi hayırlısı. Nice sağlıklı, mutlu ve sevinç dolu yıllar dilerim. İnşallah bu sene halkımız için daha iyi olur.

ayaklı radyo gibi davrananlar

admin: 3 Aralık 2007 | kategori: Günlüğüm | yorum yok

Bilmiyorum ne kadar umurunuzda ama eğer benim gibi düşünüyorsanız kesin birazdan bahsedeceğim konu dikkatinizi çekmiştir.

Yanda gördüğünüz gibi cep telefonunun sen çıkan yerine huni gibi bir el hareketi yaparak sesin etrafa daha fazla yayılmasını sağlayıp birde bu şekilde yollarda müzik dinleyenleri görmüşsünüzdür. Hayır hiç mi yüzleri kızarmıyor, görgüsüzlüğünde bu kadarı diyorum.

Sürekli böyle insanlar görüyorum sanki ufacık telefondan çıkan o 48kpbs değerindeki dandik sesten birşey anlaşılıyor. Sanki diğerleri anlamıyor senin o telefonu o şekilde neden tuttuğunu. Aman iyi bir mp3 çalan telefonun olmuş. Siz şimdi bana senin yokta ondan böyle diyorsunuz demişsinizdir, alakası yok benimde Allah’a şükür mp3 çalan telefonum var ama kendimi öyle rezil bir durumda düşünemiyorum.

Türk insanı işte, bence böyle bir olay sadece Türkiyede oluyordur. Adamlar ses dışarı gitmesin diye kulaklık denen birşey icat etmişler. Git al birtane tak kulağında öyle dinle. Param yok diye bir bahane bile olamaz. Malum yüzlerce lira veriyorsun telefona git 5-10 lira ver bir kulaklık al.

Düşünsenize o adamların elinde ipod touch olduğunuz :) Müzik dinlerken dokunmatik ekran olduğunu vurgulamak için arama çubuğuna djimsi hareketler yaparlar. La havle vela kuvvete illa billa aleyhil azim (annem sinirlenip sıkıldığı zaman böyle der de:))

Galiba bu konuya fazla taktım ama acayip sinir oluyorum. Eğer sende böyle biriysen hiiç özür dilemiyorum. Hadi sağlıcakla!